Kore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kore etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Seyredilesi Sıradışı G.Kore Filmleri


Amerikan ve Avrupa filmlerinin konularının tahmin edilebilir olmasından ve aynı formüller etrafında dönmesinden sıkılanlar için G.Kore filmleri iyi bir alternatif sunuyor. Son zamanlarda Asya ve özellikle G.Kore  filmlerine daldım. Aşağıda seyrettiğim filmler arasında konu olarak sıradışı olanlarını paylaşıyorum. Herkesin zevkine hitap etmeyebilir: ee biraz sıradışı, bazen uçuk kaçık, bazen de garip filmler bunlar.

İyi seyirler



Kim'in Adası  -Castaway on the Moon - Kimssi pyoryugi (2009)

Kim hayattaki tüm amaçlarını yitirmiş, borca gömülmüş, sevgilisi tarafından terk edilmiş yalnız bir adamdır. Hayattan aldığı bu darbeler sonucu, yaşamak için hiçbir nedeni olmadığına karar verir ve kendini han nehrinin sularına atar. Uyandığında kendini nehrin üzerindeki küçük bir ıssız adada bulur.

Başlarda tekrar kendini öldürmeye çalışsada kısa sürede bundan vazgeçer. Bu yalnız ve sorunlardan uzak hayatına alışmaya başlar.




Vaha - Oasis-  (2002)

Hayat bazen işlenen suçların vicdan sancısını ayyuka çıkartarak çok farklı sapaklara yönlendirir insanları. Jong-du, farklı ve hatta sorunlu bir davranış biçimine sahip olduğu için genel olarak dışlandığı bir hayat sürer. Bir gün bir kaza yaparak istemeden bir adamın ölümüne sebep olur. Hapse girer ve cezası bitip de dışarı çıktıktan sonra vicdan sancısı onu ölen adamın evine kadar sürükler. Orada adamın sakat ve felçli kızı ile karşılaşır. Kendine hakim olamaz ve kıza tecavüz eder. Sakat kız, her ne kadar acı çekse de aslında tatminsel bir şeyler yaşadığı için Jong-du’ya bağlanır ve bir aşk hikayesi çıkar ortaya. Ancak bu aşk toplumda onları, dışarıda bırakanlar tarafından illa ki hor görülecektir.


Ben Bir Robotum Ama Sorun Degil - Saibogujiman kwenchana- I am cyborg but that’s OK (2006)

Bir akıl hastanesinin her biri kendine has özellikteki onlarca hastası arasında, kendisini cyborg zanneden genç bir kızla insanların ruhunu çalabildiğini iddia eden bir erkek hasta bulunmaktadır. Hayatın bildik gerçekliğinden kopmuş bu iki insanın sıradışı yakınlaşmaları, tamamen başka bir gerçeklik üzerine kurulmuş hastane ortamı tarafından da desteklenir.



İçteki Güzellik -The Beauty Inside- Byooti Insaideu (2015)
Woo-Jin, her uyandığında farklı bir kişiye dönüşmektedir. Woo-Jin, Yi-Soo adında bir kadına aşık olur. Bu arada Woo-Jin farklı insanlara dönüşmeye devam etmektedir.







Simdigezelim.com'a abone olan 5000'den fazla kişiye siz de katılarak daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgileri kaçırmayın. Abonelik için buraya gidiniz. 

Simdigezelim.com'daki içerikten yola çıkarak yazılan üç kitaba göz atıverin.


Güney Kore'nin başkenti Seul ( 2012)

 Dört sene sonra bir kez daha Seul'e uğrama fırsatım oldu. Geçen seferki gezimde Eylül başı olduğundan hava oldukça sıcak ve nemldi olduğunda sokaklarda gezinmesi biraz zahmetliydi. Bu kez metroyu daha az kullanarak dolaşabildim.
 Seul'de dört sene öncesine göre değişen fazla bir şey yok, 2008'de gazetelerin ön sayfaları ekonomik krizle doluyken şimdi son dört senedeki hızlı gelişmeden bahsediyor.
 Güney Kore'nin Samsung firması bu sene daha da büyüyerek  dünyanın en büyük elektronik firması ünvanını almış. Samsung almasında kim alsın? Halk telefonuyla yatıp kalkıyor. Kore'deki evlerin %85'inde internet hızı 30Mbit/s ( Türk Telekom'dan ortalama 15 kat hızlı). Metroda hemen herkes kafası önünde telefonuyla uğraşıyor. Hadi anladım metro vagonlarında bedava internet var, vaktini bulan hemen üç dakika önce neler yaptığını arkadaşlarına yetiştiriyor. E sokaklarda yürürken telefon ekranında dizi film seyretmek biraz fazla olmuyor mu?
 
Bu şekilde yürürken kaza geçirenlerin ( ve hatta kaldırımdaki direklere çarpıp ölenlerin)  sayısı hızla artınca hükümet "Vatandaş!Yürürken TV seyretme, bildiğin yürü işte."  kampanyası başlatmış.
Ama gördüğüm kadarıyla başarılı olamamış. Neyse telefonları bırakıp manava dalalım. Daldığımız gibi de dışarı fırlayalım: kardeşim 30 TL'ye tek bir elma olur mu? Tamam, büyük olabilir hem de güzel görünüyordur. Ama tek bir elma yarım kilodan fazla değil, 30 TL nasıl olur?   Bu hediyelik götürülen cinsten, hani bize baklava götürürüz ya, Koreliler de meyve götürüyor bir yere giderken. Daha ucuz olan elma cinsleri de var ama genel olarak meyve ateş pahası.

Seul sokaklarında dikkati çeken başka bir şey ise estetik ameliyat reklamlarını çokluğu. Resimlerde ameliyat giysileri içinde gülümseyen doktorlar müşteri arıyorlar ya da insanların ameliyat öncesi ve sonrası fotoğrafları var. Hatta ameliyat için banka kredisi sağlayan bile var.  Güney Kore'de "batılı" görünüme sahip olmak özellikle genç nesilde bir tutku haline gelmiş. Karne hediyesi olarak estetik ameliyat olan 14 yaşındakilerin hikayeleri gazeteleri süslüyor.

Güney Koreliler gelişmiş gelişmesine ama bir yandan da şehir efsanelerine inanmaya devam ediyorlar. Mesela geceleyin havalandırma ya da fanı açık bırakırsanız öleceğinizi düşünüyorlar. Nasıl mı? Soğuktan donarak ya da fanın havadaki oksijen atomlarını doğrayarak odada hava bırakmaması sonucu boğularak tabii ki de. Böyle şey olur mu? demeyin. 2006 yılında Kore Tüketici Birliği gece havalandırma ya da fan kullanmanın ölüme yol açacağı uyarısını resmi olarak yapmış. Halkta inanmış, çok mu?


 Güney Kore eğitimde dünyanın en iyi ülkelerinden biri. Matematik ve fen eğitimi konusunda ilk beşteler. Ülkede lkokul öğrenileri günde beş, orta okul öğrencileri günde sekiz ve lise öğrencileri günde 12 saat ders görüyor. Ha bir de haftada 6 gün derse gidiyorlar. Sonra okuldan çıkıncada dershaneye devam ediyorlar ki ders notları yükselsin. Bütün bunlara rağmen Kore'de İngilizce eğitiminin iyi olduğunu söyleyemeyiz. Aşağıda bir aksesuar mağazasının tabelası buna örnek. "To Kill"  ( Öldürmek Aksesuar). 
Yazıyı daha fazla uzatmadan burada bitireyim. Ama son bir şarkı dinleyelim mi? Güney Kore'den hım hım nasıl desem "dışkı" şarkısı.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=30cHPFm09aY




Güney Kore'nin başkenti Seul ( 2012)

 Dört sene sonra bir kez daha Seul'e uğrama fırsatım oldu. Geçen seferki gezimde Eylül başı olduğundan hava oldukça sıcak ve nemldi olduğunda sokaklarda gezinmesi biraz zahmetliydi. Bu kez metroyu daha az kullanarak dolaşabildim.
 Seul'de dört sene öncesine göre değişen fazla bir şey yok, 2008'de gazetelerin ön sayfaları ekonomik krizle doluyken şimdi son dört senedeki hızlı gelişmeden bahsediyor.
 Güney Kore'nin Samsung firması bu sene daha da büyüyerek  dünyanın en büyük elektronik firması ünvanını almış. Samsung almasında kim alsın? Halk telefonuyla yatıp kalkıyor. Kore'deki evlerin %85'inde internet hızı 30Mbit/s ( Türk Telekom'dan ortalama 15 kat hızlı). Metroda hemen herkes kafası önünde telefonuyla uğraşıyor. Hadi anladım metro vagonlarında bedava internet var, vaktini bulan hemen üç dakika önce neler yaptığını arkadaşlarına yetiştiriyor. E sokaklarda yürürken telefon ekranında dizi film seyretmek biraz fazla olmuyor mu?
 
Bu şekilde yürürken kaza geçirenlerin ( ve hatta kaldırımdaki direklere çarpıp ölenlerin)  sayısı hızla artınca hükümet "Vatandaş!Yürürken TV seyretme, bildiğin yürü işte."  kampanyası başlatmış.
Ama gördüğüm kadarıyla başarılı olamamış. Neyse telefonları bırakıp manava dalalım. Daldığımız gibi de dışarı fırlayalım: kardeşim 30 TL'ye tek bir elma olur mu? Tamam, büyük olabilir hem de güzel görünüyordur. Ama tek bir elma yarım kilodan fazla değil, 30 TL nasıl olur?   Bu hediyelik götürülen cinsten, hani bize baklava götürürüz ya, Koreliler de meyve götürüyor bir yere giderken. Daha ucuz olan elma cinsleri de var ama genel olarak meyve ateş pahası.

Seul sokaklarında dikkati çeken başka bir şey ise estetik ameliyat reklamlarını çokluğu. Resimlerde ameliyat giysileri içinde gülümseyen doktorlar müşteri arıyorlar ya da insanların ameliyat öncesi ve sonrası fotoğrafları var. Hatta ameliyat için banka kredisi sağlayan bile var.  Güney Kore'de "batılı" görünüme sahip olmak özellikle genç nesilde bir tutku haline gelmiş. Karne hediyesi olarak estetik ameliyat olan 14 yaşındakilerin hikayeleri gazeteleri süslüyor.

Güney Koreliler gelişmiş gelişmesine ama bir yandan da şehir efsanelerine inanmaya devam ediyorlar. Mesela geceleyin havalandırma ya da fanı açık bırakırsanız öleceğinizi düşünüyorlar. Nasıl mı? Soğuktan donarak ya da fanın havadaki oksijen atomlarını doğrayarak odada hava bırakmaması sonucu boğularak tabii ki de. Böyle şey olur mu? demeyin. 2006 yılında Kore Tüketici Birliği gece havalandırma ya da fan kullanmanın ölüme yol açacağı uyarısını resmi olarak yapmış. Halkta inanmış, çok mu?


 Güney Kore eğitimde dünyanın en iyi ülkelerinden biri. Matematik ve fen eğitimi konusunda ilk beşteler. Ülkede lkokul öğrenileri günde beş, orta okul öğrencileri günde sekiz ve lise öğrencileri günde 12 saat ders görüyor. Ha bir de haftada 6 gün derse gidiyorlar. Sonra okuldan çıkıncada dershaneye devam ediyorlar ki ders notları yükselsin. Bütün bunlara rağmen Kore'de İngilizce eğitiminin iyi olduğunu söyleyemeyiz. Aşağıda bir aksesuar mağazasının tabelası buna örnek. "To Kill"  ( Öldürmek Aksesuar). 
Yazıyı daha fazla uzatmadan burada bitireyim. Ama son bir şarkı dinleyelim mi? Güney Kore'den hım hım nasıl desem "dışkı" şarkısı.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=30cHPFm09aY




Güney Kore Dünya'yı İstila Ediyor

Kore pop müziği ya da kısaca K-Pop Asya'da nereye gitsem var.  Güney Kore'ye gelince  bir baktım da K-Pop dünyayı istila etmeye başlamış. Psy adlı rapçinin Gangnam Style şarkısı ( Türkçe karşılığı (Bağdat) Cadde Stili olurdu, Seul'ün lüks bir bölgesini anlatıyor)   Youtube tarihinin en çok sevilen  şarkısı olmuş, bugün itibarıyla değişik versiyonları yaklaşık 650 milyon kez seyredilmiş.



K-Pop'un yurtdışında en çok tutulan şarkılarını İsveçliler yazmış: Koreli müzik firmaları yurtdşındaki tanınan müzisyenlere beste ısmarlayıp kendi portföylerindeki sanatçılara dağıtıyorlarmış. Küreselleşme K-Pop'u da etkilemiş anlayacağınız. Yarın Seul sokaklarından turlayalım biraz.

Güney Kore Dünya'yı İstila Ediyor

Kore pop müziği ya da kısaca K-Pop Asya'da nereye gitsem var.  Güney Kore'ye gelince  bir baktım da K-Pop dünyayı istila etmeye başlamış. Psy adlı rapçinin Gangnam Style şarkısı ( Türkçe karşılığı (Bağdat) Cadde Stili olurdu, Seul'ün lüks bir bölgesini anlatıyor)   Youtube tarihinin en çok sevilen  şarkısı olmuş, bugün itibarıyla değişik versiyonları yaklaşık 650 milyon kez seyredilmiş.



K-Pop'un yurtdışında en çok tutulan şarkılarını İsveçliler yazmış: Koreli müzik firmaları yurtdşındaki tanınan müzisyenlere beste ısmarlayıp kendi portföylerindeki sanatçılara dağıtıyorlarmış. Küreselleşme K-Pop'u da etkilemiş anlayacağınız. Yarın Seul sokaklarından turlayalım biraz.

Kore'ye nasil gidilir, nasil gezilir, ne zaman gidilir, ne kadar harcanir, nerede kalinir, hangi yeme icme ve tatil mekanlari iyidir?

Vize

Kore, Turklerden vize istemiyor.

Ucak Bileti

THY'nin Seul'a dogrudan ucusu var, ama pahali. Daha ucuza bulmak icin Turkiyede http://www.ekobilet.com/, yabanci olarak http://www.kayak.com/ , http://www.edreams.com/ , http://www.expedia.com/ bakabilirsiniz.

Aktarmali ucuslarin daha ucuza gelecegini unutmayin. Katar havayollari zaman zaman cok iyi indirimler yapiyor, kontrol etmekte fayda var.

Bilet fiyatlari tatil gunleri, resmi gunler, bolgesel kutlamalar ve bunun gibi nedenlerle gunluk olarak degisebilir, bundan dolayi birden cok kaynaga degisik zamanlarda bakmak yararli olur.

Ne zaman gitmeli?

Seul'un mevvsimleri Istanbul benzeri. Yalniz Agustos ayi Istanbul'dan daha sicak ve cok daha nemli geciyor. Mumkunse Agustos'ta uzak durmakta fayda var.

Ne kadar harcarim?

Hostel'de kalmak 15 ila 25 dolara malolur. Basit esnaf lokantalarinda 3-4 dolara doymak mumkun. Biraz daha konforlu yerlerde yemek isterseniz ( mesela havalandirmasi calisan) 8-15 dolar arasi hesap gelebilir.


Nasil gezmeli? Tatil mekanlari

Iki ana sehir olan Seul ve Busan arasinda hizli tren seferleri var. Sadece uc saat suren bu yolculukta tren 300 km/s hiza ulasiyor. Tren istasyonundan aldiginizda fiyati $47. Trenin sefer yapmadigi yerler icin de sik sik kalkan bolgesel otobusler var.
Busan'da taksiler bedava degil ama yakin. Seul'de taksiler daha pahali ama Istanbul'dan ucuz. Busan, Seul'e gore daha hos bir yer: yakininda bircok yuruyus rotalari, ilicalar ve kumsallar var. Busan'da June Park'in bir apartmanin 29.katindaki hostelinde kalirsaniz, June size yerel yemekleri anlatacak ve sadece bir yerelin bilebilecegi bilgileri verecektir. Olmadi size davul calmayi ogretir: http://www.zenbackpackers.com/
Kore, ideal bir tatil mekani degil. Savastan dolayi eski bir cok yapisi yikilmis, kumsallari kalabalik. Ulkenin yuzde yetmisi daglik ve yurumeyi seven buyuk bir topluluk var. Dolayisiyla bir kac gunluk yuruyus turlari icin ideal bir ulke.
Seul'de Asya'nin en buyuk elektronik pazari var. Busan'da ise Asya'nin ikinci buyuk balik pazari. Her ikisi icinde meraklisi ziyaret edebilir.



----------------------------------------------------
Bu bloğa üye olarak yeni yazıların size otomatik olarak e-postalanmasını isterseniz linke tıklayarak ŞİMDİ GEZELİM'e abone olun

Seul

Seul, 10 milyonu asan nufusu , yuksek binalari, binlerce kucuk dukkani, dunyaca bilinen buyuk firmalari ile tam bir ari kovani. Kore savasinda yerle bir oldugu icin sehirde tarihi yapilar bulmak kolay degil. Onun yerine degisik gokdelen orneklerine bakabilirsiniz. Gokdelenleri yapanlar bizde de taninan Hyundai, LG, Samsung gibi firmalar. Bu firmalara Korede chaebol adi veriliyor, bir nevi devlet destekli tekel durumundalar. Anlayacaginiz Kore, Japon modelini takip etmis. Ta ki 1997 Asya krizi cikana dek.
Kriz sonrasi ic piyasasini tamamen acmis.

Seul kentinde sira sira gokdelenler. Gokdelenlerin olmadigi bolgelerde ise neredeyse her dort binanin birinin tepesinde kilise can kulesi ve hac var. 1945'e kadar Hristiyanligin %4-5 lerde oldugu Kore'de bugun bu oran %35'e cikmis. Sonradan dine donen herkeste oldugu gibi bir hirsla sarilmislar ki sormayin. Geceleri binalarin tepesindeki neon haclar sehre bazilarina gore mistik bazilarina gore koca bir mezarlik havasi veriyor.

Tarihi eserlerin hemen hepsi sonradan yeniden yapilan kopyalar ve cevreleriyle pek uyum icinde degiller. Sanki 21.yy onlari yutmak istemis ve ham yapmis gibi.

Seul gunduz cekici bir sehir olmasa da geceleri fena degil. Sehirde binlerce irili ufakli acik hava lokantasi havanin kararmasi ile canlaniyor. Tezgahlardaki binbir cesit yemek illaki milli icki soju esliginde onlari tuketecek musterileri bekliyor. Bu tezgahlarin musterileri genelde eski nesil, beraber acik havada arkadaslariyla iciyorlar, iciyorlar, iciyorlar. Ben kendilerini Ruslara icme konusunda rakip olur gordum. Galiba milli karakter olarak yavaslamak hoslarina gitmiyor, ister uretim olsun, ister soju. Genc nesil daha farkli. Onlar kapali mekanlari tercih ediyorlar.

Asagidaki dev ahtapot kollarina benzeyen yapi mangal dumanini cekmek icin. Burasi bir kendin pisir-kendin ye mekani.
Seul universitesinin kampusu civari her daim canli.
Kore deyince elektronik demeden gecilmez dogal olarak.
Yongsan'daki bu binada sadece elektronik esya saticilari var.
Asya'da tek cati altindaki en buyuk elektronik pazari burada. Fiyatlar Japonya'nin %20 altinda. Ayni mal bir cok dukkanda var, dolayisiyla pazarlik mumkun,
Seul'un grisini icimizden atmak icin Filipinlerin mavisine acilma zamanimiz geldi. Bundan sonraki duragimiz Cebu, Filipinler. Mayolarinizi ve snorkelleriniz aldiysaniz yola cikalim artik.

Kore Savasi Muzesi

Seul'dan sadece 30 dakika uzaklikta Kuzey Kore siniri var. Kore savasinin uzerinden 55 sene gecmis olmasina ragmen savas Guney Koreliler icin halen gunluk bir gercek. Gazetelerde ( Korean Times, Korea Herald ) hemen hergun Kuzey Kore ile ilgili bes-on ayri haber cikiyor. Guney Koreliler Kuzeyin nukleer kullanmayacagina eminler, ama guneyi istila etmek isteyebileceklerini dusunuyorlar. Seul'de her an karsiniza asker uniformali biri cikabiliyor, sehrin icinde de askeri birliklerin karargahlari var. Ozellikle Amerikalilarin gozle gorunur bir varligi var. Savasi hatirlatan yerlerden biri tabii ki Seul Kore Savasi Muzesi.
Bizim de katildigimiz bu savasin her ani ayrintili bir sekilde bu muzede bulunabilir.
Savasi yasayan yasli Koreliler Turk oldugumu ogrenince daha bir ilgili oluyorlar. Busan ve Seul'de yol sorarken iki kez Koreliler tarafindan "biz kardesiz, ulkene hos geldin" denilerek ugurlandim. Genc kusak dogal olarak savasi yaslilar kadar bilmiyor, bu durum yaslilari hic memnun etmiyor, gencleri musrif ve saygisiz buluyorlar.
Birlesmis Milletler adina savasa mudahil olan ulkelerin hepsi bu muzede hatirlanmis. Binanin on kismindaki kolonlarda savasta hayatini kaybeden insanlarin isimleri yazili. Turk birligi -yuzde olarak- en fazla sehit verenlerden.

Kore Video Oyunu TV Kanallari

Guney Kore dunyanin en buyuk online video oyun pazari. Evlerin yuzde sekseninde ADSL var, bunun ana sebebi online bilgisayar oyunlari.

Koreliler bu iste oyle ciddiler ki 24 saat sadece bilgisayar oyunu oynayanlari gosteren TV kanallari var. Gittigim bazi kafe ve hostellerde duvardaki TV'ye yapisip kalmis Korelilerin neyi seyrettigine baktigimda hep oyun kanallarini gordum. Sadece Starcraft'a ayrilmis bir kanal ve bu oyunu oynayarak gecinen yaklasik 110 profesyonel "video oyuncu" var.

Oyun gosteren TV kanallarinin biri metro istasyonunun ust katinda idi, kacirir miyim? Asagida gordugunuz tum seyirciler bir kabin icinde Starcraft oynayan kisi puan aldikca alkisliyorlardi, olaya kendilerini iyi kaptirmislardi, tam bir futbol maci atmosferi icinde cekim yapildi.


Kore oyun pazarini merak edenler http://www.koreatimes.co.kr/www/news/biz/2008/08/234_14687.html adresine ugrayabilirler.

Isyerlerine Ingilizce isim verince ( Kore )


Isyerlerine Ingilizce isim verme hastaligi sadece bize ozgu degil, Kore de bundan payini epey almis. Hatta alisveris merkezlerindeki reklamlara bakarsaniz buranin Kore olduguna inanmaniz kolay degil: butun mankenler sarisin, mavi gozlu batililar. Dedim ya batili isim satiyor, esnafta isin kolayini bulmus, herseye olabildigince Ingilizce isim veriyor. Ama hangi sozlugu kullandiklarini merak ediyorum. Bazi ilginc hatalar yapmislar.


Insan yemek isteyen? ( insan yemek ya da insanca yemek anlamlarina gelebilecek bir lokanta tabelasi)Zehir firinindan corek isteyen?
Canli yemek isteyen? ( gerci halen oynayan baliklari yiyorlar ama burada kastettikleri taze yemek)


Kore'de kopek eti pazari

Busan'da baska bir pazar daha varki pek ic acici degil. Sehrin kuzeyindeki Gupo'da dolasirken halk pazarinin yanindaki sokaktan gelen kopek sesleri duyuyorum. Merak edip sokaga giriyorum. Sokakta 20-25 dukkan yanyana siralanmis. Butun dukkanlarin onunde kafesler ve kafeslerde kopekler var. Kafeslerin yanindaki camekanlara bakinca irkiliyorum: kesilmis, temizlenmis yenmeye hazir kopekler. Bu sokak tamamen kopek eti satan dukkanlara ayrilmis.


Dukkanlarin hepsinde buharla pisirmeye yarayan buyuk kazanlar var.

Kapali kafeslerinde bekleyen kopegi secip kesilmesini de isteyebiliyorsunuz, camekanlarda kesilmis ve satisa hazir olanlari da. Dilerseniz kazanda pisirip veriyorlar.

Hayvan koruma kuruluslari kopek eti yenmesini engellemeye calisiyorlar ama yapabilecekleri fazla bir sey yok. Kore halki kopek etinin insana canlilik verdigini ve ozellikle yaz sicagindan fazla etkilenmemenizi sagladigini dusunuyorlar.Esnaf sokakta fotograf cekmemi istemedi, makinayi cikarinca yanima gelip defalarca fotograf yok dediler. Kopek eti tuketiminin uluslararasi tepki cekmesini engellemek icin Kopek Eti pazari Dunya Futbol Kupasi sirasinda kapatilmis, sonra yeniden acilmis. Pazarin kalabalikligina bakilirsa daha uzun yillar iyi is yapacak gibi.

Beomeosa ( Busan, Kore)

Beomeosa tapinagi Busan'in kuzeyinde yer aliyor. 678 yilinda insa edilen bu yapi defalarca onarilmis, birkac kez yanip yeniden yapilmis.
Bugunlerde ozellikle haftasonlarinda cok sayida ziyaretci tapinmaya geliyor.
Isteyen ziyaretcilerin geceyi rahiplerle beraber meditasyon yaparak gecirebilecekleri bir bolumleri de var.

Hem icerdeki iscilik hem de bulundugu yer itibariyla gorulmeye deger bir yer.


Busan ( Kore)

Japonya'nin Fukuoka kentinden deniz otobusuyle Kore'nin Busan kentine varmam uc saat suruyor. Gumrukte gorevli diger yabancilarin pasaportlarina sikkin sikkin bakarken benim pasaportuma bakinca kafasini kaldirip bakiyor sonra cat pat bir Ingilizce ile " welcome , we are sisters ( hosgeldin, biz kizkardesleriz) " diyor. Herhalde Ingilizcesi yeterli degildi, aslinda Kore savasindan dolayi "we are brothers ( biz erkek kardesleriz) " demek istedi diye dusunup geciyorum. Sonradan ogrendim ki biz cidden kizkardesmisiz: Istanbul ile Busan kardes sehirlermis, Ingilizce olarak "sister cities", gorevlinin ne kastettigini ancak uc gun sonra cakiyorum, aferin bana.

Busan yaklasik 3.5 milyon nufusuyla Kore'nin buyuk sehirlerinden ve en onemli limanlarindan. Daglarin arasindaki dar bir vadiye kurulan sehirde zaman zaman binalar fazlasiyla ic ice girebiliyor.



Gece butun kusurlari ortuyor: sehir canlanip daha guzel gozukmeye basliyor. Geceleri canlanan baska bir seyde sokakta kurulan seyyar lokantalar. Busan acikhava lokantalari ve cig balik yemekleriyle unlu.

Jagalchi balik pazari Asya'da Japonya'daki Tsukiji'den sonra ikinci buyuk pazar. Pazardan isterseniz aldiginiz baligi aninda hazirlayip size sunan bir cok lokanta mevcut. Ozellikle tanklarda canli olarak satisi bekleyen ahtapotlar cok revacta. Musteri bu taze balik lokantasina gelip ahtapot ismarladiginda tanktan cikarilan ahtapot hemen aninda kesilip uzerine sos dokulup pisirilmeden masaya servis yapiliyor. Tabakta henuz oynayan ahtapotlari Koreliler buyuk bir istahla mideye gonderiyorlar.
Balik pazarindan sonra sebze meyve almak icin Bujeon'a ugrayabiliriz. Gukje pazarinda hem Kore hem yabanci mallardan genis bir yelpaze bulmak mumkun. Plastik terliklerden Armani elbiselere kadar hersey kaldirimlara yigili musteri bekliyor.
Sehrin bir cok yerinde bir cesit tursu olan , Korelilerin milli yemegi, Kimci saticilari var.Onlarca cesidi olan Kimci konusunda Koreliler cok secici. Herkesin sevdigi degisik bir cesit Kimci olunca tipik bir Kimci tezgahi onlarca farkli ve rengarenk mamulle doluyor....

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...