Bolivya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bolivya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Seyahat fotoğrafı: Bolivya'da otel odamdaki klozetin donması ne demek?



Birisi ısıtıcıyı açsa iyi olur demek. Resepsiyon görevlisi "ısıtıcı ne?" dediğine çözüm zor olsa gerek. Bolivyalıların bir çoğu ısınmayı daha kalın giyinmek olarak algılıyor. Kış mevsiminde ülkede dolaşmak bazen zahmetli.
http://www.simdigezelim.com/p/takip-et.html

Dünyanın En Büyük ve En Kalabalık Şehirleri: Potosi ( Bolivya) ve Goa ( Hindistan)

Dünyanın hem ticaret, hem altyapı hem de nüfus olarak en büyük iki şehri Potosi ve Goa'dır. Zamanında bu cümle doğruymuş. Anlatayım.


İlk önce Goa'nın yerinden başlayalım. Aşağıdaki haritadan görüleceği üzere Goa Hindistan'ın güney batısında. Bugünlerde sadece sahilleriyle ünlü bir yer ( bkz yukarısı: Goa sahilleri) halbuki Goa'nın eski merkezi ( Velha Goa) 1600 yılında Paris ve Londra'nın toplamından daha büyükmüş.


Doğuya baharat ticareti yapmak için gidenlerin erzak ve su molası verdiği bu şehir zaman içerisinde Çin, İngiliz, Portekiz, Japon, Arap ve Hollandalı tacirlerin uğrak yeri haline gelmiş. Ticaret şehri öylesine zenginleştirmiş ki 1600 yılında dünyanın en büyük ve en zengin şehri Eski Goa'ymış.


 Yine 1600'lerin başında Bolivya'nın Potosi şehri ( yerini yukarıda işaretledim) dünyanın en büyük şehirlerinden biriymiş. Sebebi bölgedeki gümüş madenlerini yerel halkı köle olarak kullanarak işleten İspanyol sömürgeciler ve gümüşün getirdiği zenginlikmiş. Potois bugün aşağıdaki gibi bir yer: sakin ve geri kalmış. tıpkı Goa gibi.

 Dünya hızla değişiyor, ayak uyduramayan insanlar, şehirler ve ülkeler geride kalıyor ve sadce "zamanında çok büyüktü" başlıklı yazılara konu olabiliyorlar.

Simdigezelim.com'a abone olan 5000'den fazla kişiye siz de katılarak daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgileri kaçırmayın. Abonelik için buraya gidiniz. 

Simdigezelim.com'daki içerikten yola çıkarak yazılan üç kitaba göz atıverin.


Tükürük Birası Nedir? Nasıl Yapılır? Kim İçer? ( Peru, Bolivya, Kolombiya, Ekvador )


Tükürük köftesi yapmak için gerçekten tükürmek gerekmiyor ama Güney Amerika'daki bu biranın ana maddelerinden biri gerçekten de tükürük.

Güney Amerika'nın yerli kültüründe kutlamalarda alkol alınması geleneği var. Bölgenin yerlileri patates, yam, mısır ve bunun gibi nişaşta içeren değişik malzemeleri kullanarak bira yapma yöntemleri geliştirmişler. Bu yöntemlerden birinde de biranın mayalanması için malzeme olarak insan tükürüğü kullanılıyor. Kullanılan malzemeye göre bira yapılırken bazen yukarıdaki kadar koca bir leğen patatesin çiğnenip tükürülmesi bazen de aşağıdaki gibi sadece mayalık mısırın çiğnenmesi gerekiyor.

Ağızda bulunan enzimler nişaştanın biraya dönme sürecini hızlandırıyorlarmış: eski insanlar bunu nasıl keşfetmiş merak ettim doğrusu. Şimdi gelelim "eee tükürüklü bira içilir mi?" sorusuna. Bu birayı yapanların dediğine göre tükürükle mayalanan ve püre haline gelen malzeme daha sonra uzun süre kaynatıldığı için herhangi bir sorun çıkarma olasılığı yok.

Tükürük birasının geleneksel yapım sürecini aşağıdaki video kısaca anlatıyor. 


Bu yöntemle yapılan bira ABD'de 6 seneden beri satıştaymış bu arada.

Kaynaklar:

http://www.soundsandcolours.com/articles/ecuador/chicha-an-ancestral-beverage-to-feed-body-and-soul/

http://www.bevlaw.com/bevlog/malt-beverage/beer-made-with-saliva

http://www.nytimes.com/2009/09/09/dining/09beer.html


Güzel La Paz? ( Bolivya)

Bolivyalılar en büyük şehirlerine bir sıfat takmışlar, şehrin ismini söylerken sıfatıyla beraber kullanıyorlar: "Linda" La Paz. Şu La Paz manzarasına bir bakalım.

Şehrin genel görünümüne bakınca "güzel" sıfatının olan bir durumu değil de bir isteği belirttiğini düşünüyorsunuz, yeşil Bursa der gibi.


 Simdigezelim.com'a abone olan 5000'den fazla kişiye siz de katılarak daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgileri kaçırmayın. Abonelik için buraya gidiniz.

La Paz caddeleri geceleri güvenli mi? (Bolivya)

Bir şehrin ne kadar güvenli olduğunu etrafınızdaki küçük işaretlerden anlayabilirsiniz. Bu fotoğraf Bolivya'nın ünlü şehri La Paz'ın turist mahallesindeki bir dükkandan. Ne dersiniz La Paz caddeleri geceleri güvenli mi?

Puno Taquila Gezi Rehberi ( Puno, Titikaka gölü, Peru)

Peru ve Bolivya'nın ortasındaki Titikaka gölü üzerinde yer alan Taquila adası çevredeki bir çok yerleşime göre çok daha zengin. 
Ada halkı herkesi eşitleyen değişik bir yönetim kurmuş.Ada küçük topluluklara bölünmüş durumda her topluluğun başında seçimle gelen bir yönetici var. 
Kimin yönetici olduğunu giydiği şapkadan anlamak mümkün. Şapkanın renkleri aynı zamanda yöneticinin evli olup olmadığını, çocuk sayısını, mali durumunu da ele veriyor.
Adada turist olarak gecelemek istiyorsunuz. Öyle istediğiniz yerde kalmak yok. Halkın yöneticileri kimin nerede kalacağına karar veriyor. Ana ilke: herkes eşit kazansın.

Taquila'da gecelemek değil de benim yaptığım gibi günübirlik dolaşmak istiyorsunuz. O zaman da sizin hangi lokantada yemek yiyeceğinize yöneticiler karar veriyor. Maksat yine aynı, herkes eşit kazansın.

Hemen aklıma geldi , soruverdim:
-" Eee peki yönetici herkese eşit davranmazsa, kendine / yandaşına torpil yaparsa?"
-"Yapamaz, burası küçük bir yer ne yapsa hemen farkına varılır. Hem bir daha seçmeyiz." dediler.


Yukarıda yazmamışım ama atlamayayım. Adada turist olarak yiyebileceğiniz yemekler de sınırlı. Sadece ve sadece adada yetişen ürünlerden yiyebilirsiniz: Quinoa ( tahıl) çorbası, alabalık ve çay.  Vejeteryenler için nazlanarak sebze, makarna karışımı bir yemekte yapıyorlar. 



 Taquila, oldukça dik yokuşları olan bir ada. Üzerinde olduğu Titikaka gölü zaten 3800 metre yükseklikte olduğu için tekne iskeleye yanaşı tepeye doğru yürümeye başladığınız an tıknefes oluyorsunuz. Ben tıknefes yavaş yavaş yukarı tırmanırken yanımdan teknenin getirdiği erzakları sırtlarında taşıyan Taquilalılar koşar adımlarla geçiverdiler.
 
 Adada yük hayvanı yok. Sebep? diye sorunca: "Yük hayvanlarının yiyeceği ota bizim başka işlerde ihtiyacımız var, sadece yük taşıması için hayvan besleme lüksümüz yok" diyorlar.

Tahmin edeceğiniz üzere yük taşıma işi de sıraya bağlanmış, sırası gelen itiraz etmeden tekneyle gelen erzakları evlere dağıtıyor.

Şimdi gelelim şu örgü meselesine. Aslında sadece aşağıdaki fotoğraf altına bir şeyler yazayım diye yazıya başlamıştım ama anlatacak çok şey çıktı ancak geldik. Efenim, Taquila'da örgü erkek işi.

Erkekler eşleri kızları ve kendileri için şapka, elbise vb örüyorlar. Bu işi de oldukça güzel yapıyorlar.


Öyle ki adanın el işleri kooperatifinde sergilenen ürünlerin hepsi erkeklere ait. 

 Görüldüğü gibi ördüklerinden oldukça gurur duyuyorlar.

Taquila bulunduğu çevreye uyumlu ve insanlarını mutlu eden yönetim şeklini deneye yanıla uzun bir süre içinde bulmuş görünüyor. Dileyelim ki şimdi olduğu gibi gelecekte de durumlarından memnun olsunlar.

 Tıknefes çıktığım yoldan yine yavaş yavaş ama bu kez Titikaka manzarasının keyfini çıkararak iniyorum.
Nasıl gidilir?

Peru'nun Puno şehrinden Taquila'ya her gün tekne var. Gezginlerin belli saatlerde adada olması istendiği için her tekneye turistlerin binmesine izin verilmiyor. İskelede size bu konuda yardım edeceklerdir. Adaya doğrudan gidiş yaklaşık 2.5 saat sürüyor. Sabah ilk çıkan tekne diğer adalara da uğradığı için 4-5 saatte ancak varıyor. Bilet 15 dolar civarı. Başka bir alternatifte günlük tur düzenleyen şirketleri denemek. Turun kalitesine ve içeriğine göre 40 dolar ila 100 dolar arası değişiyor. Tur ayarlamadan önce mutlaka ama mutlaka tura dahil olanları kontrol edin. Yoksa 40 dolar verdiğiniz bir turun ekstra su, yemek, giriş bileti vb ile 100 küsur dolara şişmesi olası.

Nerede kalınır?

Adada kalmanız izne bağlı. Puno turizm bürosu sizi izin konusunda yönlendirecektir. Bu konu yıldan yıla değişiklik göstermekte. Geçen sene geceleme kişi başı 15 dolar civarı idi. Kalacağınız evde tuvalet bahçede, banyo yok, adada evlerde ısınma için sadece ek battiniye var, soba falan  kullanılmıyor. Hazırlıklı gitmekte fayda var.

Ne yenir?

Menüler sabit. Artık ne yemenize karar verilirse :)










Günde 50 TL'den az harcayacarak gezebileceğiniz 7 Ülke

Bu yaz yurtdışında bir yerlere gitmeye kesin kararlısınız ama bütçeyi düşünüyorsunuz. İşte günde 50 TL'den az harcayarak gezebileceğiniz yedi güzel ülke.


 Simdigezelim.com'a abone olun, daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgiler posta kutunuza gelsin. Abonelik için buraya gidiniz.


Endonezya
Güzel manzaralar, 19000 ada, iyi insanlar ve ucuz fiyatlar. Sonuç: Dört kere gittim, bir dört kere daha gidesim var.  Halen turiste boğulmadan gezin bence.

http://www.simdigezelim.com/search/label/Endonezya
Bolivya
Farklı, zor doğa, geniş ülke, çok farklı kültür, dünyanın en yüksek yollarında harika manzaralar. 
http://www.simdigezelim.com/search/label/Bolivya










Laos

2003'e kadar turlar dışında turistin girmesi yasak olan bu ülke gerçi çok hızlı turizme açılıyor ama siz daha hızlı davranın. Ülkenin güneyinde halen günlük 75 cente oda var, gecikmeyin.

 http://www.simdigezelim.com/search/label/Laos



Makedonya

Kendisi yakın, kültürü yakın, fiyatları da uygun. Bakın yaz da geldi, daha da keyifli olur şimdi. Hadi.
 http://www.simdigezelim.com/search/label/Makedonya







Gürcistan
Hemen kuzeyimizde, iki adım, yemyeşil, güzel, gezilesi, uygun fiyatlı.
http://www.simdigezelim.com/search/label/G%C3%BCrcistan





Hindistan
Karışık mı? Çoook. Pis mi? Hmmm. Satıcılar insanı deli ediyor mu? Evvvet. Gidilir mi? Deli misiniz, kaçmaz.  Renkler, kültürler cümbüşü, midesine düşkünler için cennet.  Ülkeye gelen toplam turist sayısı İstanbul'a gelenden az. Bu böyle kalmaz.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Hindistan




Filipinler

Adalar, dağlar, kumsallar, ormanlar. Bu ülkede herşey var, bir tek siz yoksunuz. Üstelik fiyatlar da uygun. Eee hadi ama.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Filipinler


Isla del Sol ( Güneş Adası , Titikaka gölü, Bolivya)




Isla del Sol İnkaların doğuş efsanelerinde yeri olan, kutsal saydıkları bir yer.  Sabah 8 de ve öğlen saat 1'de Copacabana'dan adaya sefer var. 10 kişi alması gereken tekneler 30 kişi yüklendiği için adaya gitmesi 2 saat kadar sürüyor. Motorun bulunduğu yerden dolayı eksoz dumanı teknenin içine geliyor, mazot sarhoşu olmak işinize gelmiyorsa teknenin üst katında gidebilirsiniz.

Ada eskiden şaşalı günler geçirmiş olsa da bugün eski günlerden pek iz yok. Yaklaşık 800 ailenin yaşadığı adada ana geçim kaynağı tarım ve balıkçılık. Biraz da turizm gelirleri var. Adadaki iki köy gelenlerden "ziyaretçi ücreti" topluyor. Karşıdan bir köylü size el sallayıp yanınıza koşarsa tahsildar sizi bulmuş demektir.























Adada görülecek bir şey olmasa da yürümek için güzel bir yer. Bir uçtan diğerine yürümesi üç saat kadar sürüyor. Copacabana yakınlarında bu adadakine benzer yürüyüş rotaları var, üstelik gidiş geliş için 4 saat harcamanız gerekmez. Sonuç: gelseniz de olur gelmeseniz de. Güneş adası olurda Ay olmaz mı? Dönüş yolunda yakındaki Isla del Luna (Ay adası)'un yanından geçiyoruz. Isla del Sol'un temiz havasına inat tekneden kaptığımız mazot kokusu genzimizde Copacabana iskelesine iniyoruz.

Bolivya'daki son gecem bu, yarın Titikaka'nın diğer kıyısına Peru'ya geçiyoruz.

Isla del Sol ( Güneş Adası , Titikaka gölü, Bolivya)




Isla del Sol İnkaların doğuş efsanelerinde yeri olan, kutsal saydıkları bir yer.  Sabah 8 de ve öğlen saat 1'de Copacabana'dan adaya sefer var. 10 kişi alması gereken tekneler 30 kişi yüklendiği için adaya gitmesi 2 saat kadar sürüyor. Motorun bulunduğu yerden dolayı eksoz dumanı teknenin içine geliyor, mazot sarhoşu olmak işinize gelmiyorsa teknenin üst katında gidebilirsiniz.

Ada eskiden şaşalı günler geçirmiş olsa da bugün eski günlerden pek iz yok. Yaklaşık 800 ailenin yaşadığı adada ana geçim kaynağı tarım ve balıkçılık. Biraz da turizm gelirleri var. Adadaki iki köy gelenlerden "ziyaretçi ücreti" topluyor. Karşıdan bir köylü size el sallayıp yanınıza koşarsa tahsildar sizi bulmuş demektir.























Adada görülecek bir şey olmasa da yürümek için güzel bir yer. Bir uçtan diğerine yürümesi üç saat kadar sürüyor. Copacabana yakınlarında bu adadakine benzer yürüyüş rotaları var, üstelik gidiş geliş için 4 saat harcamanız gerekmez. Sonuç: gelseniz de olur gelmeseniz de. Güneş adası olurda Ay olmaz mı? Dönüş yolunda yakındaki Isla del Luna (Ay adası)'un yanından geçiyoruz. Isla del Sol'un temiz havasına inat tekneden kaptığımız mazot kokusu genzimizde Copacabana iskelesine iniyoruz.

Bolivya'daki son gecem bu, yarın Titikaka'nın diğer kıyısına Peru'ya geçiyoruz.

Öz Copacabana ( Bolivya): Taklitlerinden Sakınınız


1970'ların ortasında Barry Manilow ( ki sonradan çok satan bir şarkıcı olacaktır) Brezilya'nın Copacabana plajına bakan  Copacabana Oteli'nde oturmuş Malibu, muz likörü, Grand Mariner, ananas suyu ve hindistan cevizi suyundan yapılma hafif bir içki olan olan Copacabana kokteylini yudumlayıp arkadaşlarıyla geyik yapmaktadır. Sorar" Hiç Copacabana adında şarkı duydunuz mu?".  Belki böyle bir şarkı olmadığından ya da çok içmiş olduklarından kimseden ses çıkmaz. Barry Manilow, ABD'ye geri döner ama bu geyiği unutmaz bir kenara yazar. Gel zaman git zaman, bizim Barry cidden ünlü olur. Tanınmış söz yazarlarından birine Copacabana isimli bir şarkı ısmarlar: "sen sözleri getir, ben müziği yaparım" der. Ekler" şu  New York'ta Copacabana var ya onu da kat istersen" der. New York'taki Copacabana'dan kasıt 10 Kasım 1940 yılından beri açık olan ünlü Copacabana müzik kulübüdür. 
Copacabana plajına bakan Copacabana otelinde Copacabana kokteyli içerken doğan ve Copacabana müzik kulübünü anlatan şarkı 1978 yılında çıkar, listelerde tırmanır. Efenim, şarkıyı merak mı ettiniz? Hani şu koppa koppakabanaaaaa diyen var ya o. Tamamm tamaamm linki de burada  http://www.youtube.com/watch?v=DJTBfbQoTNk .

Böylece Copacabana ismi pop müzik yoluyla milyonların hafızasına kazınır. Sonra Copacabana'nın müzikali yapılır ve 1985'te TV'de yayınlanır. Copacabana 1990'da Atlanta'da, 1994'te İngiltere'de, 2000'de İsveç'te sahnelenir. İsmi aynı olan ama konu olarak hiçbir ilgisi olmayan Copacabana filmi de 2010'da seyircilerden ilgi görür. İşte şimdi gelelim Bolivya'daki Copacabana'ya, sonunda yav. Bugün gezeceğimiz Copacabana'nın bunlarla hiiiiiçç ilgisi yok, karıştırmayalım lütfen. İsmi en az duyulanı da olsa gerçeği o. Taklitlerinden özenle sakınınız. Bugün öz ve hakiki ve de gerçek, ilk Copacabana'ya gidiyoruz.
Copacabana, Bolivya'nın Titikaka gölü kıyısında 6000 nüfusa sahip kendi küçük adı büyük bir kasaba. Copacabana'nın adı 17.yüz yılda inşa edilmiş olan Copacabana kilisesinden geliyor. İnkalar zamanında kutsal sayılan, şamanist inançlara göre yeryüzü tanrıçasına tapmak ve hacı olmak için gelinen bir tapınağın kalıntıları üzerine kurulan kilise ,bambaşka bir inanç sistemine dayansa da, otomatik olarak en kutsal mertebesine ulaşmış.  İnkaların ünlü komutanlarından birinin inşasına başladığı  kilise "Azize Copacabana"'ya adanmış ve azize tüm Bolivya'nın koruyucusu kabul edilivermiş.  İnka'ların dininde en kutsal kabul edilen Copacabana, Hıristiyan Bolivya altında bu sefer başka sebeplerden en kutsal kabul edilmiş. Bu İnkaların kültürünün bir devamı mı yoksa tesadüf mü ona siz karar verin.

Gelelim bu günkü  Copacabana'ya.  Kasaba göl kıyısında dar bir kumsala sıkışmış ve esas gelir kaynağı turzizm olan bir yer.  Kıyıya inen yol  turistler için kurulu lokanta ve acentelerle bezeli. Yükseklikten midir yoksa kültürden mi bilinmez Copacabana'lıların yüz kasları pek tembel: pek güler yüzlü değiller ( hadi adını tam koyayım yüzleri sirke satıyor). Dayak yemeden yemek yerseniz şanşlı olduğunuzu hissediyorsunuz.


 Belki ucuz olmasından dolayı belki de İnka efsanelerindeki yerinden dolayı Copacabana eskiden beri hippilerin uğrak yerlerinden biriymiş. Halen hippi kültürüne yakın olanların illa ziyaret etmek istedikleri bir yer.  Akşam güneş batımına yakın iskele etrafı müzik yapıp dans etmeye çalışan bir toplulukla doluyor. Yanlarına yaklaşırsanız "yol için 5 peso, yemek için 3 peso, müzüik için x peso, şunun için 3 peso" gibi para dilenmeye başlıyorlar.
Her neyse uzatmadan toparlayalım. Bu küçük yerin adı tanınan bir plajdan, çok satan bir şarkıya, müzik kulübüne, filmlere ve hatta içeceklere sıçrayıp durmuş, kendine popüler kültürde yer bulmuş.  Niye bilmiyorum belki şanstan belki de kulağa hoş geldiği için. Copacabana, 2-3 gün dinlenmek ve yakındaki İnkaların efsanevi  Güneş adasını ziyaret etmek için iyi bir yer.

Unutmadan yukarıdaki fotoğraflar Copacabana şenliklerinden. Niye detaylı yazmadım? Görünen o ki Güney Amerika'da her yerin her zaman bir şenliği var. Özellikle Bolivya'lılar için şenliğin anlamı körkütük sarhoş olup ayakta kalamayana kadar dans etmek oluyor. İlk başlarda seyretmesi eğlenceli ama ilerleyen saatlerde katılımcılar sallanmaya başlayınca uzamak lazım. Biz de öyle yapalım. 

Öz Copacabana ( Bolivya): Taklitlerinden Sakınınız


1970'ların ortasında Barry Manilow ( ki sonradan çok satan bir şarkıcı olacaktır) Brezilya'nın Copacabana plajına bakan  Copacabana Oteli'nde oturmuş Malibu, muz likörü, Grand Mariner, ananas suyu ve hindistan cevizi suyundan yapılma hafif bir içki olan olan Copacabana kokteylini yudumlayıp arkadaşlarıyla geyik yapmaktadır. Sorar" Hiç Copacabana adında şarkı duydunuz mu?".  Belki böyle bir şarkı olmadığından ya da çok içmiş olduklarından kimseden ses çıkmaz. Barry Manilow, ABD'ye geri döner ama bu geyiği unutmaz bir kenara yazar. Gel zaman git zaman, bizim Barry cidden ünlü olur. Tanınmış söz yazarlarından birine Copacabana isimli bir şarkı ısmarlar: "sen sözleri getir, ben müziği yaparım" der. Ekler" şu  New York'ta Copacabana var ya onu da kat istersen" der. New York'taki Copacabana'dan kasıt 10 Kasım 1940 yılından beri açık olan ünlü Copacabana müzik kulübüdür. 
Copacabana plajına bakan Copacabana otelinde Copacabana kokteyli içerken doğan ve Copacabana müzik kulübünü anlatan şarkı 1978 yılında çıkar, listelerde tırmanır. Efenim, şarkıyı merak mı ettiniz? Hani şu koppa koppakabanaaaaa diyen var ya o. Tamamm tamaamm linki de burada  http://www.youtube.com/watch?v=DJTBfbQoTNk .

Böylece Copacabana ismi pop müzik yoluyla milyonların hafızasına kazınır. Sonra Copacabana'nın müzikali yapılır ve 1985'te TV'de yayınlanır. Copacabana 1990'da Atlanta'da, 1994'te İngiltere'de, 2000'de İsveç'te sahnelenir. İsmi aynı olan ama konu olarak hiçbir ilgisi olmayan Copacabana filmi de 2010'da seyircilerden ilgi görür. İşte şimdi gelelim Bolivya'daki Copacabana'ya, sonunda yav. Bugün gezeceğimiz Copacabana'nın bunlarla hiiiiiçç ilgisi yok, karıştırmayalım lütfen. İsmi en az duyulanı da olsa gerçeği o. Taklitlerinden özenle sakınınız. Bugün öz ve hakiki ve de gerçek, ilk Copacabana'ya gidiyoruz.
Copacabana, Bolivya'nın Titikaka gölü kıyısında 6000 nüfusa sahip kendi küçük adı büyük bir kasaba. Copacabana'nın adı 17.yüz yılda inşa edilmiş olan Copacabana kilisesinden geliyor. İnkalar zamanında kutsal sayılan, şamanist inançlara göre yeryüzü tanrıçasına tapmak ve hacı olmak için gelinen bir tapınağın kalıntıları üzerine kurulan kilise ,bambaşka bir inanç sistemine dayansa da, otomatik olarak en kutsal mertebesine ulaşmış.  İnkaların ünlü komutanlarından birinin inşasına başladığı  kilise "Azize Copacabana"'ya adanmış ve azize tüm Bolivya'nın koruyucusu kabul edilivermiş.  İnka'ların dininde en kutsal kabul edilen Copacabana, Hıristiyan Bolivya altında bu sefer başka sebeplerden en kutsal kabul edilmiş. Bu İnkaların kültürünün bir devamı mı yoksa tesadüf mü ona siz karar verin.

Gelelim bu günkü  Copacabana'ya.  Kasaba göl kıyısında dar bir kumsala sıkışmış ve esas gelir kaynağı turzizm olan bir yer.  Kıyıya inen yol  turistler için kurulu lokanta ve acentelerle bezeli. Yükseklikten midir yoksa kültürden mi bilinmez Copacabana'lıların yüz kasları pek tembel: pek güler yüzlü değiller ( hadi adını tam koyayım yüzleri sirke satıyor). Dayak yemeden yemek yerseniz şanşlı olduğunuzu hissediyorsunuz.


 Belki ucuz olmasından dolayı belki de İnka efsanelerindeki yerinden dolayı Copacabana eskiden beri hippilerin uğrak yerlerinden biriymiş. Halen hippi kültürüne yakın olanların illa ziyaret etmek istedikleri bir yer.  Akşam güneş batımına yakın iskele etrafı müzik yapıp dans etmeye çalışan bir toplulukla doluyor. Yanlarına yaklaşırsanız "yol için 5 peso, yemek için 3 peso, müzüik için x peso, şunun için 3 peso" gibi para dilenmeye başlıyorlar.
Her neyse uzatmadan toparlayalım. Bu küçük yerin adı tanınan bir plajdan, çok satan bir şarkıya, müzik kulübüne, filmlere ve hatta içeceklere sıçrayıp durmuş, kendine popüler kültürde yer bulmuş.  Niye bilmiyorum belki şanstan belki de kulağa hoş geldiği için. Copacabana, 2-3 gün dinlenmek ve yakındaki İnkaların efsanevi  Güneş adasını ziyaret etmek için iyi bir yer.

Unutmadan yukarıdaki fotoğraflar Copacabana şenliklerinden. Niye detaylı yazmadım? Görünen o ki Güney Amerika'da her yerin her zaman bir şenliği var. Özellikle Bolivya'lılar için şenliğin anlamı körkütük sarhoş olup ayakta kalamayana kadar dans etmek oluyor. İlk başlarda seyretmesi eğlenceli ama ilerleyen saatlerde katılımcılar sallanmaya başlayınca uzamak lazım. Biz de öyle yapalım. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...