Orta Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Orta Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Istanbul Vatandasi Kosta Rika'da


Elinde pasaportumu tutan Kosta Rika gumruk gorevlisi uzun uzun sayfalara goz gezdirdikten sonra bana donup soruyor:

“Neredensin?”

“Istanbul”

“Hmmm, bir dakika”

Bilgisayarina daha bir dikkatli bakiyor, sonra pasaportumu alip baska bir ofise geciyor. Nikaragua-Kosta Rika gumrugunde Kosta Rika'ya giris icin pasaport islemleri nedense sadece yavas ilerleryen tek bir giseden yapiliyor ve su anda en basinda ben varim. Gumruk gorevlisi yokolunca arkamdaki kuyruk uzamaya basliyor. Bekle kadin yok, biraz daha bekle, biraz daha. Bir dakikanin uzunlugu arkanizda bekleyen insan sayisina gore uzuyor olmali cunku kadin bana gore yarim saat sonra geldiginde saatim 5 dakika sonrayi gosteriyor.


“Vize lazim mi ona bakmam lazim”

“Turkiye'ye vize yok”

“Hmmm, Turkiye? Sefim birazdan gelecek.”

Memur yine bilgisayarina dalmaya hazirlanirken sonunda amiri geliyor, pasaportumu alip kadina “Bu Turkiye pasaportu, Istanbul degil, vize yok” deyip ofisine geri donuyor. Boylece kadinin Istanbul Cumhuriyeti vatandaslarina ne islem yapacagi sorusunun cevabini aradigi ortaya cikiyor. Pasaportun kapagindaki koskoca Turkiye Cumhuriyeti yazisi bile hangi ulkeden oldugumu anlatmaya yetmedi anlayacaginiz.

Pasaport kontrolunden sonra gumruk kontrolu basliyor ve 45 dakika kadar turistler disinda otobusteki herkesin bagajlarina tek tek bakiliyor. Orta Amerika'da rastladigim tek duzenli gumruk kontrolu Kosta Rika'da oldu, ekonomileri dah iyi oldugu icin gerek duyuyor olabilirler. Granada'dan baslayan yolculugum 8 saat sonunda Kosta Rika'nn baskenti San Jose'de son buluyor. Ilk izlenim: San Jose, aksamlari ciddi serin: 1150 metre yukseklikte kurulmus. ,Sonunda aksamlari ter icinde kalmadan yatabilecegim ”yuksek mevkili” bir sehire ulastim.

Kosta Rika, Orta Amerika'nin ekonomisi en iyi ulkesi. Altyapisi ve duzeni hemen kendini gosteriyor. 1950-2000 arasini bir cok Orta Amerika ulkesi uzun suren ic savaslarla gecirirken Kosta Rika huzu icinde yasamis. Bu huzuru bizim icin anlamasi zor bir nedene borclu: Kosta Rika'nin ordusu yok: 1948'de ic savasin bitmesinden sonra ordularini lav etmisler. Diger Orta Amerika ulkeleri guvenlikleri icin ordularini koruyup diktatorluk, askeri darbeler ve ic savasla ugrasirken ordusu olmayan Kosta Rika almis yurumus. Kosta Rika'lilar , ya da kendi deyimler ile “Tika”'lar, ulkelerinin hem duzen hem de ordunun olmamasindan dolayi Isvicre'ye benzetilmesinden hoslaniyorlar: Orta Amerika'nin Isvicre'si Kosta Rika dediniz mi Tikalar konusma icin acildikca aciliyor. Benzetme hos ama fazla ileri de gitmemek lazim: Kosta Rika asiri borc yuku ve suc oraninin yuksekligi ile bogusuyor. Baskent San Jose, diger Orta Amerika sehirlerine gore son derece gelismis durumda. Buna ragmen guvenlik konusunda yine de sinifta kaliyor: gece karardiktan sonra az sayida mahalle disinda sokakta dolasmak pek akillica degil. Kosta Rika Anayasa mahkemesi ve kongresinin oldugu bahce duvarlari bile tamamen siyasi grafiti ile dolu. Geceleri meclis civarini bile tam koruyamiyorlar.

Ulke topraklarinin neredeyse ucte biri koruma altinda. Bundan dolayi San Jose disindaki yerlerde dogaya her zaman cok yakinsiniz. Bu kucuk ulkeye yilda bir milyondan fazla ziyaretcinin gelmesinde en onemli etken cevrenin korunmus olmasi. Kosta Rika, jungle deneyimi yasamak isteyenlere bunu bolgedeki digerlerine gore daha guvenli bir sekilde sagliyor. Oyleki turistlere yonelik olarak ormanlara yuksekte yuruyebileceginiz asma kopruler ve kucuk oturma yerleri kurup giris basina ucret alan bir cok isletme turemis. Hepsininde ismi Jungle ile basliyor. Ozellikle Amerikali gencler bu rahat “jungle”lara bayiliyorlar.

San Jose'yi ikiye bolen Avenida Central ile Calle Central'in civarinda toplam 1.5-2 kilometrelik bir alan yaya bolgesi olarak duzenlenmis. Sehrin ana alisveris bolgesi burasi. Gunduzleri burada tam guvenlikle dolasabilir, her turlu ihtiyacinizi karsilayabilirsiniz. Standartlar diger Orta Amerika ulkelerinin oldukca uzerinde. Sehrin Tiyatro sarayi ve 4-5 muze hemen Avenida Central in yakinlarinda yer aliyor. Avenida Central'den cikip Mercado Central bolgesine geldiginizde cevre biraz degisiyor: dikenli teller artiyor, kapi onlerinde silahla bekleyen gorevliler yine ortaya cikiyor. Bizde o tarafta fazla takilmayiz o zaman. zaten sehrin dogu bolgesi daha sakin ve daha guzel. Park Espana, Park Nacionalidad, Park Morazon gibi halkin nefes aldigi mekanlar her daim kalabalik. Ben oradayken Inek Gecisi ( ya da en iyisi orijinalindeki gibi Cow Parade mi desek) gosterisi sehirde idi. Degisik sekillerde tasarlanmis ineklerin halkin bu kadar ilgisini cektigi baska bir yer gormedim. Her inegin onunde durup fotograf ceken birileri vardi. Mecburen ben de ortama uydum.

San Jose, soluklanmak ve yolculuk icin ufak tefek alisveris icin ideal bir yer ama bunun disinda sunacagi pek bir sey yok. Yani bize yine yol gorundu. Kosta Rika, Orta Amerika gezimin son duragi. Buradan gezimin dorduncu kismina (ABD-Karayiple-Orta Amerika'yi beraber gezdik) Guney Amerika'ya basliyorum. Ilk duragim Guney Amerika'nin en ucundaki Ates Topraklari. Orada kis baslamadan dolasmak lazim, bu aralar en guneyde sonbahar son demlerini yasiyor. Guney Amerika gezimde guneyden kuzeye dogru cikacagim. Arjantin'de gorusmek uzere.

Nikaragua'da Granada şehri


36 derece. Nem cok yuksek. Granada'da hersey sicak, cok sicak. Geceleri terden siril siklam kalkiyorum. Dus alip yeniden yatak, ta ki yine kalkana kadar. Su bile sicak, serinletmiyor. Karar verdim: bir sonra gidecegim sehirde keesinlikle yuksek bir mevki istiyoruuuuuummm. Orta Amerika'da eskiden kurulan buyuk sehirler genelde yuksek yerlere kurulmus. Bunun sebebi sicaktan ve onun getirdigi zor yasam kosullari ile hastaliklardan kacmakmis. Granada, gol kenarina kurulmus cunku bu konumu sayesinde golu kullanan ticaret yollarindan nasibini almis ve buyumus. Oooluum Basar, bundan sonra gidecegin sehir kesin buraya gore serin olacak, yuksekte olacak. Hayir, hamaktan kalkabilsem gidecem de. Neyse yaa sicaktan uyusmadan once biraz sehri anlatayim.

Granada merkezinde eski binalarinin cogu korunmus. Son zamanlarda ise ,diger Orta Amerika ulkelerinde oldugu gibi, parasi Ispanya tarafindan odenen restorasyon calismalari goze carpiyor. Eski sehir merkezinde oteller ve turistlere yonelik is yapanlar obeklenmis. Turistlere yonelik isyerlerinin hatiri sayilir bir kismi ulkeye yerlesmis yabancilara ait: Hollandali ve Amerikalilara ait dukkanlar sayica fazla.

Merkez Park, sehrin nefes aldigi noktalardan biri. Parkin hemen yaninda taksilerle ayni ucretle calisan at arabalari var, hem turistler hem Nikaragualilar tarafinfan siklikla kullaniliyorlar. Parkin gol yonune bakan kisminda yenilenen katedral ve yeni acilan yaya yolu var. Bu yaya yolundan yuruyerek on dakika icinde gol kenarinda baska bir parka ve vapur iskelesine varmak mumkun. Hafta sonlari, ozellikle Pazar aksamlari, merkez park, yaya yolu ve gol kenari tatilin zevkini cikaran Nikaragua'lilarla dolup tasiyor. Merkez parka bakan belediye binasi onunde sehir turu yaptiran otobus ve traktorler kalkiyor. Otobuslerin pencereleri tamamen cikarilmis ve muzik sonuna kadar acilarak sehri turluyorlar, otobusun en arka bolumu DJ'e ayrilmis: yolcu isteklerine gore en son muzik caliniyor. Gezi otobusleri haftasonlari tamamiyla dolu kalktigi icin kuyrukta beklemek gerekiyor.
Kuzey yarimkurede Haiti'den sonra en fakir ulke Nikaragua. Siz turist olarak yerli halka ayakli dolarlar olarak gorunuyorsunuz. Hemen her yerde pazarlik yapmak zorunda kaliyorsunuz, cunku normalin 4-5 kati fiyatla basliyorlar. Hadi 2 katina bile razi olacaksiniz, cunku fiyatlar dusuk ama 4-5 kati biraz fazla kacmiyor mu? Yolda para isteyenlere ek olarak, turistlere yonelik herhangi birr lokantada caddeye yakin oturma hatasini yaptiginiz an kadrolu dilencilerin defalarca para istemesine razisiniz demektir. Isin aci yani tabaginizda kalan artiklara da talipler. Hele merkez parkta aksam canlanan insan kalabaligini seyretmeye yeltendiginizseheren fazla 5 dakikada bir gelen dilencilere maruz kalacaksiniz. Sokakta yururken kucuk cocuklar bile yaniniza gelip sanslarini deniyorlar “ amigo, bir dolar, sadece bir dolar”. Yani ekonomik sorunlar her yerde.

Granada, sehir olarak sansli. Hemen yaninda guzel bir gol, yakinda yanardaglar ve henuz bozulmamis guzel bir eski sehir merkezi. Sorunlari var mi? Cok. Gidilir mi? Evet. Ama pek sicaga kalmayin derim. Ben en iyisi daha yuksek bir mevkide kurulmus baska bir sehre, Costa Rica'nin baskenti San Jose'ye yollanayim. Gorusuruz.

Isimsiz sokaklar sehri: Managua (Nikaragua)

Managua, Nikaragua'nin baskenti. Baskent yapilmasinin tek sebebi daha once baskent olmak icin savasip duran Leon ve Granada'nin ortasinda olmasina borclu. Nikaragua golu kiyisinda kurulan Managua 1970'lerde depremle yerle bir olunca sehrin fay hatti uzerinde olan kismi tamamen terkedilmis. Bu sehirde ilginc bir durum yaratmis: parca purcuk neyin nerede oldugu belli olmayan garip yapili bir sehir. Buna birde cadde ve sokak isimlerinin ve numaralarinin olmamasini eklerseniz durum iyice karisiyor. Benim kaldigim yerin adresi “ Saint Pablo'nun heykelinin onunden iki blok otedeki Shell'in yanindaki sokaktan girilince yarim blok otedeki mavi bina” idi. Etraftakilere devamli sorarak aradiginizi bulubiliyorsunuz, ya da bir taksi soforune soyleyin aninda sizi istediginiz yere goturuyor. Tabi ilk once soforun normalin 4-5 kat fiyat cekmesini normale indirmek icin biraz zaman harcamaniz lazim. Mektup mu gondereceksiniz? Adresi ayni sekilde yazmaniz lazim ¨ sinemanin yanindaki sokaga girince 50 metre gidin, bakkalin yanindaki cikmaz sokaktaki kirmizi kapili ev¨gibi.


U2 nun zamaninda liste basi olmus sarkisi “Where the streets have no name” Managua icin yazilmis bir sarki. Grup 1986 da Orta Amerika multeci sorununa dikkat cekmek icin ziyaret ettigi Managua´dan etkilenerek bu sarkiyi yazmis.

Managua'da zaman gecirmek yerine yakindaki kolonyal sehir Granada'ya gecmek daha cekici geliyor. Benden az bir zaman once Managua´dan gecen Tulga Ozan'in bloguna ugramayi ihmal etmeyin derim. http://www.tulgaozan.com/

Granada'da gorusmek uzere.

Gunun sarkisi: “Where the streets have no name” . Siz en iyisi tum albumu dinleyin: “ Joshua Tree”. Iyidir, iyi.

Kalasnikofunu oteki yana cevirirsen ben bir dondurma alacaktim: El Salvador





El Salvador , Honduras ile oynadigi bir futbol karsilasmasi sonrasinda cikan kisa savastan dolayi futbolla ilgilenenlerin ismini kesin duydugu bir ulke. Hemen soyleyeyim bu savasin sebebi futbol karsilasmasi degil, sadece bahanesi. Asil sebep o siralarda kotu olan El Salvador- Honduras iliskileri. Futbolda her yenilenin savas actigini dusunun :) .Bugun, San Salvador'dayiz. San Salvador, El Salvador'un baskenti: 6 milyonluk ulkenin 2 milyonu bu sehirde.

El Salvador, diger Orta Amerika ulkeleri gibi uzun suren bir ic savastan ancak 1990'larin sonunda siyrilmis. Ic savas sirasinda silah yasamin bir parcasi haline gelmis. Bugunde silah gunluk yasamda cok gorunuyor. Ic savas sonrasi, uyusturucu ticareti sebebiyle ceteler daha da guclenmisler ve silahlanmislar. Kendini korumak isteyen halkta daha da fazla silahlanma ihtiyaci hissetmis olmali ki basinizi nereye cevirseniz silah goruyorsunuz. Dagitim yapan Coca-Cola kamyonlarinda, sut, yogurt dagitan araclarda, eczanelerde, bankalarda, otellerde, giysi satan magazalarda, hatta bizim Mahmutpasa usulu kaldirima tezgah acan bazi magazalarda da tufekli korumalar var. Birkac gun sonra sonra gozunuz her yerde tufek gormeye alisiyor. Pazarda cantalarin yaninda dilerseniz fiseklik yada tabanca tasimak icin kemer alabiliyorsunuz.

Tamam, alistik artik derken canim dondurma cekti. Pazarin yaninda icine ancak 3-4 musterinin ayni anda girebilecegi kucuk bir dukkana girdim. Tezgahta gencten bir adam var. Tezgahin yaninda arkasi donuk musteri sandigim adam guvenlik gorevlisi cikti. Kucuk mekanda bana donunce kalasnikofuyla aramizda sicak bir elektriklenme olustu. Yaa bu kadar kucuk dukkani ne diye otomatik tufekle korursun be adam? diyecektim. Sonra vazgectim, 1) ben o ispanyolca cumleyi kurana kadar dondurmam erir, adam kanserden mevta olur, 2) Lazim olmasa ne diye koysunlar.

San Salvador'un benim icin en iyi yani ne idi derseniz, sinemalari diyecegim. Acaip film seyredecegim gelmisti, orijinal Ingilzce, ispanyolca altyaziyla oynayan filmlere baktim. Uc tane vardi, ucu de korku filmi. icimden “ demek ki Ingilizce korkulari Ispanyolca korkulara iyi tercume edemiyorlar “ dedim.

San Salvador sehir merkezinde Rosaria Kilisesi, Palacio nacional, yeni bitirilen katedral vb gibi yerler cok kisa zamanda bitiyor. Carsi icind dolasmak daha eglenceli. Ustelik El Salvador lular bayagi cana yakiin insanlar, herhangi bir soru sordugum neredeyse herkes yardimci olmak icin cirpindi durdu. Aksam hava karardiktan sonra sehirde dolasmak tavsiye edilmiyor, zaten sokaklar karanlik basinca cok hizli bosaliyor. Sizde mecbur hostele ya da daha iyisi sinemaya gidiyorsunuz.

Filmimi seyrettim, dondurmami yedim, karnim tok, altim kuru, eee yola cikma zamanidir yine. Nikaragua'da gorusmek uzere.

Honduras'ta Copan Harabeleri

Japon'un aleti dile geldi: “ Tikal'e gittim, buyuk ama basit. Asil Honduras'taki Copan harabeleri cok guzelmis”
Iki dakika ara, klavyye tiklamalari.
Kalin erkek sesi “ Farki nedir?”
Iki dakika ara, yine klavye tiklamalari.
Ince erkek sesi “ Copan civarindaki tas yapisindan dolayi heykel yapimi daha kolaymis. Tikal de ise hemen hic heykel yok.”
Ara, ve klavye tiklamalari.
“ Diyosun ki, Tikal'i pas geceyim ve Honduras'a gideyim'
Biraz ara ve daha cok klavye tiklamalari.
“ Evet, evet. Tikal'i gordum ve cok etkilennmedim. Bunu soylerken 12 Maya harabesine gitmmis biri olarak konusuyorum.”

Bu konusmayi ayiptir soylemesi Japon'un aletiyle yaptik. Japon turist tek kelime yabanci dil bilmiyor, benimse engin Japonca bilgim “sayanora, shogun, samurai ve sumo” yla sinirli ( niye hepsi s ile basliyor ki?, neyse). O zaman nasil anlasalim ki? Japon, yanina su tercume yapan aletlerden bir tane almis, alet ayni zamanda konusuyorda. Ben klavyeye tik tik yaziyorum, tercume et dugmesine basinca, kalin bir sesle Japonca konusuyor. Japon klavye ile Japon harfleriyle bir seyler giriyor, ince bir erkek sesi Ingilizce konusuyor. Agzimizi acip tek kelime etmeden sohbet ediyoruz. Biraz zaman aliyor ama olsun.

Sabahin dordunde Honduras icin yola dusuyorum. Orta Amerika'da hayat erken basliyor, saat 6 civari caddeler kalabalik oluyor. Otobusler genelde karanlik basmadan buyuk sehirlerden birinde olacak sekilde hareket saatlerini seciyorlar. Nedenine gelince: Orta Amerika'da halen geceleri yol kesip otobus soyan haydutlar var. Guvenligi iyi saglanmis birkac buyuk yol disinda karanlikta hareket eden otobus bulmak cok zor. Ornegin Guatemala'dan Panama icin yola cikan bir otobus ilk geceyi Nikaragua'da ikinci geceyi Costa Rica'a da gecirip ancak ucuncu gun Panama'ya varabiliyor.


Guatemala – Honduras – Nikaragua ve El Salvador bir nevi Orta Amerika ortak pazari icin temel atmislar: herhangi birinin sinirindan iceri girdiginizde basilan damga 90 gun gecerli ve diger sinir kapilarinda yeni damga yok. Sadece damganiza bakip sizi sinirdan geciriyorlar. Guatemala'dan Honduras'a cikis-giris islemlerim bir dakika bile surmuyor.

Ispanyolca'da H olmadigi icin Honduraslilar ulkelerine dogal olarak Onduras diyorlar da, benim kulagima garip geliyor e be yaaa. Onduras? Uc kere daha de icimden diyeyim, onduras, onduras, onduras.

Copan Ruinas ( Kopan Harabeleri) kasabasi sadece 6000 kisilik kucuk bir yerlesim birimi. Yoreye gelen turistlere hizmet disinda pek baska bir iskolu yok. Aksamleyin kasabanin ana meydaninda gezmek (5 dakika) ve harabeleri ziyaret etmek (4-5 saat) disinda yapilacak bir sey yok. Iste bunun icin dort gun kadar kaliyorum Copan'da. Antigua'nin Semana Santa haftasi kalabaligindan sonra son derece iyi geliyor.

Yolda karsilastigim Israilli eski bir proje yoneticisi -yeni rehber- ile birlikte harabeleri dolasiyoruz. Konu uzerine bir cok kitap okudugu icin Copan'a diger harabelerle karsilastirip anlatiyor, anlatiyor. Cok kisaca ozetlersem: 1) Mayalar sakin insanlar degillermis, bu kucuk sehirde bile onlarca tanrilara kurban verme alani var. Hatta bir tanesi henuz atan kalbin cikarilip tanrilara sunuldugu bir yer. Baska alanda ise dort kiloluk bir kaucuk topla oynanan rugby benzeri bir oyun sonunda kaybeden takim taynrilara kurban gidiyor. 2) Sehrin yakinindaki tas ocagindan cikan taslar yontulana kadar yumusak, sonra havayla temas edince yavas yavas sertlesen cinsten. Bu sebepten oturu Copan, Maya dunyasi icinde en cok heykelin oldugu sehir. Heykeller boyanarak sehrin her tarafini bezemisler, bazilari halen renklerini koruyorlar.

Copan'da yeteri kadar kaldiktan sonra El Salvador bana goz kirpiyor. Ehh yanina gidip konusmali biraz. El Salvador'un baskenti San Salvador'da bulusmak uzere. Ha siz bu heykele bakmayin o hep oyle.

6 saatte yapilan 2 saatte bozulan 12 kilometrelik boyuyla dunyanin en buyuk yapbozu ( Guatemala )



Paskalya, Antigua da cok coskulu bir sekilde kutlaniyor. Ustteki ve asagidaki resimlerde gordugunuz desenler talastozu, cicek ve boya kullanilarak sadece bir gecede hazirlaniyor. Bu hazirlanan halilara ¨alfombra¨adi veriliyor.

Peki neden bir gecede hazirlaniyor? Cunku sehrin hemen hemen butun cadde ve sokaklari kapatilarak tam 120 blok boyunca ( bir blok 100m , yani tam 12 kilometrelik yol boyunca) cesitli alfombralar hazirlaniyor. Antigua da hayat duruyir, herkes elinde ya cicek, ya talas tozu aceleyle kendi ailesinin yapmasi gereken (ve geleneksel olarak belki kusaklarca devam eden) alfombrayi zamaninda bitirmeye calisiyor. Sonra....

Sonra alfombralarin uzerinden torene katilanlar geciyor. Yani onca emekle uaratilan bu yapboz en fazla 2 saat icinde yokoluyor. Gelin torenlere biraz daha yakindan bakalim.



Aileler onceden hazirladiklari desenleri caddelerde yapmaya basliyorlar. Bunun icin butun mahalle beraber calisiyor.







Desenler yere islenince is bitmiyor, aslinda biraz daha zor olani basliyor: toren yuruyusu yapilana kadar alfombranin ruzgardan ucmadan korunmasini saglamak. Bunun icin devamli olarak alformbrayi suluyorlar.
Daha cok suluyorlar... ( Bazi alfombralar sebze meyveden yapiliyor, bu adetin Hristiyanlik oncesi putlara sunulan adaklardan kaldigi dusunuluyor: cicek disinda mango, muz, portakal, turp , domateslen yapilan alfombralarda bayagi revacta).
Ve daha da cok suluyorlar, ta ki kortej gelene dek...
Kortejin sehirde yuruyusu sabah 6 da baslayip gece 11 de sona eriyor. Arada kortejin gectigi yerlere bir daha alfombra yapilip baska gruplar tarafindan yine yap-bozlaniyor.




Ana korteji, kadinlarin yuruyusu takip ediyor.

Kadinlarin kortejinden sonra sirada butun yuruyus sirasinda muzik saglayan muzisyenler var.





Onlarda gecince hemen arkadan saticilar geliyor, onlar icin bu bayram son derece karli bir is.


Torene katilanlarin onemli bir kismi aileleri ile geldigi icin ozellikle cocuklar tam bayram yapiyorlar. Her taraf rengarenk ve bu sefer buyukler bile bozmaya calisiyorlar.









Belediye iscileri kortejin en sonunda yer aliyorlar. Kortejin gecmesinin uzerinden 3-4 dakika gecmeden sokak temizlenmis oluyor.
Antigua´dan simdilik bu kadar. Haftaya Honduras´ta goruselim...




Chici´de bir gun ( Guatemala )

Bugun haftada iki gun kurulan ¨Yerli Pazari¨ Chicicastenango´da yasadigim saskinligi yazacaktim. o kadar cok renk vardi ki... Hersey alabildigine insanin gozunu aliyordu. yazmaya oturdum: ihhh en iyisi gostermek. Buyrun size Guatemala´dan bir pazar yeri.

Aslinda pazarin bu kadar renkli olmasina sasirmamak lazim: mezarliklar bile renkli. Asagidaki sehir mezarligi.
Pazarin yanindaki sosyal hizmetler binasi.

Pazarcilarin cogu Mayalarin torunlari: Guatemala nufusunun yaklasik %60 i yerli.

Ve Pazar... Cocuk giysileri.

Yatak ortuleri.

Heybeler, cantalar...

Maskeler.

Kemerler.
Ve hediyelik esyalar.


Insanin renkten gozleri kamasiyor degil mi? Peki size bunun daha da renklisi var desem: Dunyanin en buyuk, en uzun, en renkli yapbozu da Guatemala´da. Tam tamina 12 kilometrelik bu yap-boz ciceklerden, sebzelerden, meyvalarden ve bol renkli tahta talasintan yapiliyor. Sonra 2 saat icinde yokediliyor. Nasil mi? Bir sonraki gezimiz Semana Santa haftasinda Antigua´ya. Simdilik hoscakalin.



Gunun Yemek Tarifi: Guatemala usulu “Volkanda Sosis Izgara”

Malzemeler:

Orta boy, lav puskurten bir volkan.
Bol magma.
Saglam ayakkabilar
Iyi ruzgar tutan giysiler, ya da akilsiz bas ( ikisinden biri olur)
Bir rehber
Yeteri kadar sosis
Hardal, ketcap.
Bir kopek.
Sosis izgaranin yapilacagi ortam onemli oldugu icin, yemegi hazirlamaya volkan seciminden baslayalim: once Antigua, Guatemala'ya gidilir. Sehrin gobeginden etrafa bakilinca bir suru dag gorulur. Yakindaki birine isimleri sorulur, o da su volkan, bu vokan , o da volkan seklinde cevaplar gelir. O an anlamsiz bir sekilde sunlarin birinin tepesine cikma istegi icinizi doldurur. Siz daglara bakarken biri lav puskurtmeye baslar, sehrin yerlisi bakmaz bile. Sizin ise volkanda sosis izgaraniz gelmistir ( evet tarif etmesi zor bir duygu, bana da ilk defa oluyor valla). Yemege baslamak icin onceden haber vermeden heyecanla zirt pirt lav puskurtup sosisi ( ve arada sizi ) erkenden kizartmayacak bir volkan aranir. Volkan ne buyuk olmalidir ( Ayni bolgedeki Agua volkanina yurruyus 3 gun suruyor, manzarasi cok iyiymis ama sis icin degmez gecelim), ne de cok tozlu ( Fuego volkani gunde 3-4 kez kul ve lav puskurtmekte, simdi sosisleri tozlu tozlu mu yiyecegiz gecelim, ha bi de birinci derece yaniklar da cabasi). Orta buyuklukte lav puskurten ama Fuego kadar heyecanli olmayan Volkan Pacaya secilir.
Volkan Pacaya bolgesinde yakin zamana kadar yol kesip adam soyma vakalari olmustur. Polis destekli ve rehberli bir yuruyuse kapak olunur.

Evet, simdiye kadar takip ettiyseniz yemegimin 3 te bir kisi hazirlandi bile. Devam edelim, nefis olacak bak.

Yuruyuse cikmadan once dagitilan bilgi kagidinda ruzgar tutan giysiler ve saglam ayakkabilar istenmektedir. Ikinci kisim okunur, birinci kisim atlanir. Simdi yemegin bu kisminda iki farkli malzeme secenegimiz var: ya iyi giysiler kullanilacaktir ya da akilsiz bas. Her iki malzemede sonucta ayni sonucu vermektedir, akilsiz bas bilincsiz bir sekide secilir, hem daha ucuza gelir. 1.5 saatlik bir minibus yolculugu ve 2 saatlik bir yuruyus sonunda – asiri ruzgar yuzunden donmadan az once- volkan agzinin muhtesem goruntusu sizi karsilar. Saglam ayakkabilar esas buradan sonra lazimdir, cunku donan lavlar jilet kadar keskin olabilmektedir. Akilsiz basinizin ayaklariniza sirayet etmedigine iste tam bu kisimda dua edilir.

Donmus lavlarin uzerinde yuruyerek halen akmakta olan magmanin yanina gelirsiniz. “Ooohh be sonunda isindim” derken icinizden “magmaya yolculuk bu mudur simdi” diye dusunursunuz. O sirada rehber elindeki demiri ayaklarinizin arasinda yariga sokup yer ayrilincaya kadar uzerine abanir ( hayir adi Musa degildir, Hector'dur): aaaaa ayaklarinizin ortasindan 500 derecelik sicak lavlar akmaktadir da... sizin orada ne isiniz vardir?. Siz rehbere bos bos bakarken, o size gulup “ El Turco Shish Kebab” der. Yapacaginiz yemegin adini karistirmistir, bosverirsiniz ama ayaklarinizin altinin neden cehennem gibi sicak oldugunu sonunda anlayip sevinirsiniz. Lavlar yerustune cikmadan belli bir sure ayaginizin altindan akmaktadir. “ Aha dogru yerdeyim” deyip yemege katilan arkadaslarinizla birlikte piknik ortusunu acip, sosisleri sise gecirirsiniz. Volkandan akan ana magma koluna uzatilan sosis 3 saniye sonra linyit komuru olarak geri gelir. Bir kez daha magmaya dusmediginiz ve karamelize olmadiginiz icin sukran duygulari icinde yuzersiniz. Ama bu kadar duygu kar etmez, acsiniz, acccc. Midenin emri uzerine hemen baska bir care aranir. Ayaginizin altindan melul melul akan magmaya uzanan baska bir catlak bulunur, sise gecirilen sosisler catlaga daldirilarak 450 derecede 48 saniye beklenir. Piknik ortusune geri getirilen sosisler hardal ve ketcap ile servis edlir, dalinir. Asagidaki koyden beri sizi israrla takip etmekte olan kopek iste tam bu anda yatiriminin faydasini gorur: kopek sosisini linyit kivaminda sevmektedir, o bicim hastasidir zati, o da ilk parti beceriksizligime gelen yanik sosislere dalar. Herkes dalgin dalgin “ Guatemala usulu volkanda sosis izgara”'sina gomulur, afiyet olur.

Karanlik bastirirken asagi inilmeye baslanir. Gun batarken agaclarin arasindan bolgenin en buyuk volkani Agua'ya cukkadanak ortaya cikar, uzun uzun bakilip ic gecirilir “ ne bicim kuzu sis olur orada ama beeee” denir. Sonra Agua'ya cikmak icin uc gunluk yuruyus gerektigi akla gelir, bir yandan kuzu kuzu asagi inilirken bir yandan da “yarin Jose Sanchez amcanin yerinde kuzu sis yemeyen o bicim olsun” denilir. Yenir.

Sonraki gezimizde rengarenk, renk renk, cok renkli ha bi de renk dolu bir yere gidecegiz. Chichi'de gorusmek uzere.....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...