Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Her Güne 1 Foto: Rize Çamlıhemşin


9 sene öncesinde bir fotoğraf Rize Çamlıhemşin. Bölgede çok baraj yapıldı acaba buraya ne oldu?

http://www.simdigezelim.com/p/takip-et.html

Her Güne 1 Foto: Alacahöyük Ve Hattuşaş ( Çorum)


Dünyadaki en eski insan yerleişm birimlerinden biri Çorum'daki 6000 senelik Alacahöyük. Onun yakınında Hitit imparatorluğunun başkenti olan Hattuşaş var, o da 4000 senelik. Yerleşim yerleri çok eski olduğundan fazla bir şey kalmamış, o zamanlar nasıl yaşandığını anlamak için bugünkü haline iyi bir hayalgücü ile bakmanız lazım.

http://www.simdigezelim.com/p/takip-et.html

Her Güne 1 Foto: Rize Pokut Yaylası



Dün yürüyüş mevsimi bu aralar yeni başlayan Likya Yolu'nun fotoğrafını koymuştum. Bugün de mevsimi yeni biten sizi bulutların gerçekten de üzerinde yürüten Rize Pokut yaylasındayız.
http://www.simdigezelim.com/p/takip-et.html

Her Gün 1 Foto:Amasya Merkez


Amasya'nın merkezi güzel kalmayı bir şekilde başarmış nadir Anadolu kentlerinden.

http://www.simdigezelim.com/p/takip-et.html


Huzurlu ve Güzel: Bozdağ'dan ve Gölcük'e (Salihli- Ödemiş arası, Manisa-İzmir) Fotoğraflar

Ege bölgesi deyince her ne kadar çoğumuzun aklına denizle ilgili görüntüler gelse de bölgenin dağları da ziyarete değer.  


Manisa'nın Salihli ilçesiyle İzmir'in Ödemiş ilçesi arasındaki sadece 50 km var. Ama iki ilçe arasında 1200 metreye varan yüksekliğiyle Bozdağ yatıyor. Yazları sıcaktan kaçmak isteyen doğaseverlerle dolan Bozdağ, sonbaharda terkedilmiş halde. Huzurlu ve alabildiğine güzel.

 Esnaf yazları 1200 metrenin serin havasına gelen nüfusun getirdiği işten memnun, ama kışları can sıkıntısından şikayetçi ve sitemkar:" Parası olanlar yazlık olsun diye köydeki evleri, tarlaları toparladı. Toprak köylü için pahalı hale geldi, çoğu gçötü. Şimdi köyün kış nüfusu 200'e kadar geriledi" diyor.
Köye 20 dakika mesafede açılan Bozdağ Kayak merkezinin (evet: Ege'de de kayak merkezi var!) kayak pisti ve tesisleri iki kez çığ altında kalmış. Bu sene kayak pistinin yeri değişimiş ve tesis yeniden hizmete açılıyormuş. "Bekli kışın buraya da biraz faydası olur" diye umutlular.

Bozdağ'dan Ödemiş yönünde devam edince 20 dakika mesafede bu kez başka sakin ve güzel bir yer var: Gölcük.
Adı üzerinde göl kıyısına kurulu bu yerleşim merkezi küçücük ve çok güzel. Yazın gelenlerin kalabalıktan şikayet ettiği mekanda sonbahar'da hafta içi hemen hiç ziyaretçi yok.
Göze ziyafet.
Bozdağ ve Gölcük yüksekte olduklarından kışları yollarda buzlanma oluyormuş, gelenlerin tedbirli olması gerekiyor.
Gölcükten çıkıp ödemiş ovasına inişe geçiyoruz.



http://www.simdigezelim.com/p/takip-et.html

Ege'de Güzel Bir Köy: Birgi (Ödemiş, İzmir)

Birgi, milattan önce yedinci yüzyıldan bu yana yerleşilen bir yer. 13.yy'da da Aydınoğulları beyliğine'de başkentlik yapmış. Köy çok iyi korunmuş ve onarılmış.

Doğa'da Birgi köyüne cömert davranmış. Böyle olunca Ege'nin bu şirin köyünü gezmek tam bir keyif. Lafı uzatmayayım fotoğraflar anlatsın.













http://www.simdigezelim.com/p/takip-et.html

Likya Yolunda Beş Günlük Bir Yürüyüş


Likya yolu  Fethiye'den başlayıp Antalya'ya kadar uzanan toplam 509 kilometrelik bir yürüyüş parkuru. Yolun tarifini başka bir siteden alıntılayayım: 

"Likya Yolu" 3 bin yıllık eski bir ticaret yolu.Garanti Bankasının 1996 yılında ülkemizin sahip olduğu değerleri ortaya çıkarabilmek için proje yarışması düzenlemesi ve İngiliz uyruklu, sonradan Kardelen Karlı adını alan İngiliz Kate Clow'un sunduğu "Likya Yolu" projesinin birinci seçilmesiyle yol tekrar günümüze kazandırılmıştır.Kate Clow tarafından işaretlenen "Likya Yolu", Fethiye Ölüdeniz'den başlayarak Faralya köyü,Kelebekler Vadisi,Kabak koyu,Yedi Burunlar.Sdyma,Pınara,Letoon,Xanthos antik kentleri,incecik kumlarıyla Patara'da birinci bölümünü tamamlar.Toplam uzunluğu 509 kilometre olan bu yolun ikinci bölümü ise Antiphellos,Apollonia,Simena,Kekova,Myra,Limyra ve yüzyıllardır sönmeyen ateşiyle Yanartaş,Olympos antik kentinden sonra Antalya'da son bulmaktadır.Bu yol uluslararası standartlarda işaretlenmiştir.Üst üste kırmızı beyaz işaretler doğru rotayı gösteriyor.
"Likya Yolu" olarak adlandırılan bu yol Avrupa'daki en uzun 4, dünyanında en güzel 10 yürüyüş rotasından biri olarak kabul ediliyor.Kimi zaman kıyı şeridinde kimi zamanda 1800 metre yükseklikte seyrediyor."  Kaynak http://www.likyatatil.com/likya-yolu.htm


















Likya yolunda parkurları burası kolay, burası çok zor diye ayırmak pek kolay değil çünkü hemen her parkur düz yürüyüşten birden tırmanışa sonra sakin ya da deli gibi dik inişlere geçiveriyor. 

































Deniz kenarı, orman içi, açık arazi, taşlık arazi, dere kenarı bir sürü değişik alandan geçiyor. Likya Yolununun ortak değeri bence manzaralı yürüyüş olması. Kafanızı çevirdiğiniz her an güzel bir şeyler görüyorsunuz.

















Kasım ayında 25 dereceyi bulan sıcaklıkta yürüyünce neden yazın Likya yolunda pek yürüyen olmadığını hemen anlıyorsunuz. Bizim takip ettiğimiz parkurda dört günlük bir yürüyüş rotası vardı. Sadece birisinde yolda su kaynağı yoktu.













509 km'yi yürümek isterseniz günde 20-30 km ortalama gitseniz yaklaşık bir ayda bütün yolu yürümeniz mümkün. Yolu tek başlarına yürümek isteyipte çadır ve uyku tulumu taşımak istemeyenlere iyi bir haber: yolda geceleme imkanı bulamayacağınız yalnızca iki nokta kalmış.Onlarda pek popüler rotalar olmamalı ki rehberimiz bile adlarını çıkaramadı.


















Bu bayram tatilinde Likya yolunun bir kısmını keyifli ve uyumlu bir grupla beraber yürüdüm. Göynük-Karaöz arasındaki yol ideal olarak 7 günde alınıyor. Bizim daha dar zamanımız olduğu için bir kısmını  yürümeden araçla geçtik, Göynük, Çukuryayla, Tahtalı dağı, Beycik, Çıralı, Adrasan, Gelidonya ve Karaöz parkurunu beş günde tamamladık.

















Bu seçmece parkurda sık sık etrafı seyretmek için durduk.
 
















Sözkonusu parkur sonbaharda uzun ve güzel bir yürüyüş yapmak için ideal çünkü hem bitki örtüsü hem de çevre sık sık değişiyor sıkılmıyorsunuz.
















Özetlemek gerekirse, Göynük'ten Çukuryayla'ya çıkmaya başladığınızda yavaş yavaş çamlar yerlerini sedir ağaçlarına bırakıyor ve 1800 metreye yükseliyorsunuz.Gece sıcaklık sıfıra kadar iniyor, ateş başında dumanaltı olmayan yer kapmak için  fal açmaya başlıyor herkes. Ertesi sabah erken saatlerde yola düşüp tırmanmaya başladığımız Çukuryayla-Tahtalı dağı zirvesi arasının çoğu taşlık arazi.

2365 metrelik Tahtalı dağının zirvesine teleferik çalışıyor. Yürüyerek ter içinde ve bitkin bir şekilde zirveye vardığımızda şezlonglara uzanıp ellerinde kahve fincanları ile keyif yapanların sorgu dolu bakışları ile karşılanıyoruz. Biraz sonra masalarda bizde yerimizi alıyoruz ama fazla uzun değil iniş başlıyor.

















Zirveden Beycik'e iniş ise güzel bir orman içinden. Çıralı'da zirve sonrası yavaş bir gün geçirmeyi umarken yürüyecek çok yer bulup yine yorgun argın yatağa giriyoruz.


Son gün Adrasan Karaöz parkuru ise yukarı-aşağı, yukarı-aşağı devam etmesiyle biraz zorlasa da manzarası harika. Yürüyüşü Korsanlar koyunda denize girerek ve orada pikniğe gelen bir ailenin ikram ettiği ızgara köfteleri götürerek sonlandırıyoruz. 

















Böylece Likya yolunun yaklaşık 80 kilometrelik bir bölümünü yürümüş oldum, kaldı 429 km. O da başka baharlara sonbaharlara. Likya yolu'yla ilgili çok daha ayrıntılı bilgi isteyenler bu yolu turizme kazandıran Kate Clow'un kitabını alabilirler:
http://kitap.antoloji.com/likya-yolu-nda-yurumek-turkiye-nin-ilk-uzun-mesafeli-yuruyus-r-kitabi/#

Likya yolunda yürümek isteyenler için ek bilgileri iki ayrı yazıda özetleyeceğim.

Kaçkar Dağları Haritası ve En İyi Rehber Kitap

Kaçkarlar üzerine yazılmış en kapsamlı ve iyi trekking kitabı Antalya'da yaşayan Kate Clow'a ait. Kitabın Türkçesi için tercüme çalışmaları devam ediyor, şu an Amazon'dan ısmarlayabilirsiniz, linki . Yazarın Likya yolu ( Türkçe baskısı var) ve St. Paul yolu ile ilgili kitapları da var.
Kate Clow'un kitabının ekinde bölgenin ayrıntılı bir haritası da var. Bu haritayı fotoğraflayıp yazıya ekledim ama elinizde olmasıyla bir değil tabi. Kaçkarlarda yürüyecekseniz size Kate'in kitabından bir tane edinin.

Çinçiva ve Zilkale


Rize'nin Çamlıhemşin ilçesi sınırlarında Fırtına Vadisi'nde çok hoş yerler var. Buraları anlatmak yerine sadece fotoğrafları koymakla yetineceğim. Size de 1) bir ara bölgeyi  ziyaret etmesi ve 2) Hidroelektrik Santrallerle ilgili haberleri daha dikkatli okumak kalıyor.


Hidroelektrik santralleri takip etmek nereden çıktı demeyin. Bu gördüğünüz güzellikleri Fırtına deresine yapılacak ve pekte verimli olmayacak bir hidroelektrik santralle ( HES) yoketmeye çalışıyorlar. Mahkeme şu anda yürütmeyi durdurmuş durumda ama ne olur belli olmaz.

Yapılmasına izin verilen HES'lerin verimli olsa hadi neyse, ama değiller: şu anda Türkiye'de HES lisansı verilen 4000 kadar su kaynağı var. Evet tam 4000! Dile kolay ve çoğu gerçekte yapılmaması gereken projeler. HES'ler doğayı yoketme pahasına geçici bir süre bölgeye ek iş sağlıyorlar,  politikacılar bu yüzden destekliyor.

Kısa dönemli düşünürsek HES iş sağlıyor ama uzun dönemli düşünüldüğünde görülüyor ki HES yapılınca burada gördüğünüz manzaralar yokoluyor, bölge mahvoluyor, tarım yok oluyor ve göç başlıyor.

Düşünce ufkumuzu daha uzun sürelere yaymadıkça bu güzellikler tehdit altında olmaya devam edecek.

Bu aralar kendinize bir iyilik edin kafa dinlemek ve gözünüze bayram ettirmek için Fırtına Vadisine, Çinçiva'ya, Ortan'a, Zilkale'ye gelin. Sonra da çocuğunuza ve gençlere bir iyilik yapın ve koruyun buraları.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...