Filipinler'in Bohol adasına doğa çok cömert davranmış. Adada yapılacak çok şey var, bunlardan biri ormanda tekne gezisi.
Filipinler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Filipinler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Her gün 1 Foto: Bohol, Filipinler
Filipinler'in Bohol adasına doğa çok cömert davranmış. Adada yapılacak çok şey var, bunlardan biri ormanda tekne gezisi.
Hiroo Onoda'nın 30 Sene Süren Dünya Savaşı ( Japonya, Filipinler)
Hiroo Onoda Japon kültürünün tabanında yatan görev ve sorumluluk duygusunun en aşırı bir örneği olarak bu yıl başında vefat etti. Hiroo Onoda hikayesi çok ilginç: Hiroo, kendisine verilen görevi yerine getirmek için 2. Dünya savaşı bittikten sonra tam 29 sene boyunca saklanmaya ve "askeri" görevlerini yerine getirmeye devam etmiş. Vefa duygusu? İnatçılık? Boşa çaba? Dilerseniz yazıya bir göz atın.
Kaynaklar: http://www.dunyabulteni.net/haber/270313/bu-japon-askeri-ii-dunya-savasini-30-yil-daha-surdurmustu
BBC News ( video)
http://en.wikipedia.org/wiki/Hiroo_Onoda
Hiroo Onoda, 19 Mart 1922 ‘de Japonya’da doğmuştu. 17 yaşındayken, Çin Tajima Yoko Ticaret Şirketi için çalışmaya başlamış, 20 yaşına geldiğinde, Japon İmparatorluk Ordusu’na alınmıştı. Onoda, burada, “Nakano Okulu” komando sınıfı “Futamata” da bir istihbarat subayı olarak eğitilmiş ve 26 Aralık 1944 günü, Amerikan mevzilerine sızıp sabotajlar düzenlemek üzere Filipinler’in Lubang Adası’na gönderilmişti. Komutanı Onoda’yı görevlendirirken: “Kesinlikle intihar etmeyeceksin. Belki üç yıl sonra, belki de beş yıl sonra olacak, ama ne olursa olsun, seni almaya geleceğiz. O zamana dek, yalnızca bir tek askerin kalsa bile, ona komuta etmeye devam et.” Demiş yani hiçbir şart altında teslim olmaması ve yeni bir emre kadar başının çaresine bakmasını emretmişti.
Teğmen Onoda da bunu yaptı. Savaş sonra erdikten sonra 30 yıl daha
çarpıştı. Bu süre boyunca zaman zaman savaşın bitmiş olabileceğine
ilişkin işaret ve bilgilere rastlamış, adalara Japonya’nın teslim
olduğunu bildiren kâğıtlar atılmıştı. Bunların altında Japon Genelkurmay
Başkanı’nın imzası da vardı. Ancak her defasında bunun bir Amerikan
propagandası olduğunu düşündüğü için direnmeyi sürdürmüştü.
Çünkü “Bir Japon olarak Onoda bir takım varsayım ve inançlara
sahipti. Onoda’nın, “Teslim Olmak Yok: Otuz Yıllık Mücadelem” adlı
kitabında anlattığı gibi, Japonlar, Japonya’nın “tanrılar ülkesi” olduğu
için yenilemeyeceğine inanmaktaydılar. Onoda “100 milyon canımız onura
feda olsun!” sloganı kulaklarında çınlayarak askerlik görevine gitmişti.
Bunun anlamı, Japonların asla teslim olmayacakları ve son kadın veya
çocuğun ölümüne dek mücadeleyi sürdürecekleriydi. Bu inançla aşılanan
Onoda, Japonya’daki savaş sonrası hayatla ilgili haberlerin yalan
olduğunu “biliyordu.” Onoda bu bağlamdaki düşüncesini, “Bir tek Japon
hayatta kaldığı sürece Japonya’nın teslim olmayacağına içtenlikle
inanmaktaydım. Aynı şekilde, yaşayan bir tek Japon kalmışsa, o zaman
Japonya’nın teslim olmadığı anlaşılmıştır” diyerek anlatacaktı. Onoda ve
arkadaşlarını ikna etmeyi amaçlayan broşürler uçaklardan adaya
atılıyordu. “Kayıp” askerleri kurtarmaya çalışan Japon arama ekipleri
adadan ayrılırken Japonca gazeteleri ormanda bırakıyorlardı. Gazetelerle
broşürlerde Japonya’nın değişmiş askeri durumu ve uluslararası
ilişkileri hakkında bilgiler bulunuyordu.
Gerçeği öğrendikten sonra, Onoda yaptıkları bu durum hakkında,
“Amerikalıların bizi aldatmak için özgün Japonca gazete haberlerini
değiştirmekte olduklarını, bizimse bu aldatmacaların foyasını
çıkardığımızı sanıyorduk” diyecekti. 1959’a kadar Onoda ve yanında sağ
kalan tek asker arkadaşı, Kozuka, bu hayal ürünü dünya düzenini
tamamıyla benimsemişlerdi. Onoda, bu durumu şöyle anlatacaktı: “O zamana
kadar öylesine çok sabit fikrimiz oldu ki, bu fikirlere uymayan hiçbir
şeyi anlayamıyorduk. Düşüncelerimize uymayan herhangi bir şeye
rastladığımızda, hemen istediğimiz anlamı taşıyacağı şekilde
yorumluyorduk.”
İşte bu şartlar ve zihin dünyasında Onoda savaşını sürdürüyor, giderek azalan cephanesini korumaya çalışıyordu. Adada ilk yıllara, öteki Japon gerillaları ile görüşmekteydi. Ama bunlar da birer ikişer ya teslim olmuş ya da ölmüşlerdi. Sonunda Onoda, tek başına kalmış ve ortaya da çıkmayınca Aralık 1959’da resmi makamlarca ölü olarak ilan edilmişti.
Bu durumdan habersiz olan Teğmen Onoda, yerinin bulunmaması için sık
sık mağara değiştirmiş, Amerikalılarla işbirliği içinde olduklarını
düşündüğü yerel halk ve polisle çatışmış, hayvanları çalıp, ekinleri
ateşe vermişti. Adada bulunduğu süre boyunca 30’dan fazla insanı
öldüren, 100’den fazlasını da yaralayan Onoda’yı ne Amerikalı askerler,
ne Filipinli polisler, ne adadaki yerlilerinin düşmanlığı ne de
Japonların defalarca gelen arama ekipleri yolundan döndürememişti.
Böylece yıllar geçti ve 1974’te, adaya ayak basışından tam 30 yıl sonra Lubang’a bir Japon öğrencisi geldi. Norio Suzuki adlı bu öğrenci Filipinler, Malezya, Singapur, Myanmar, Nepal ve bölgedeki diğer ülkelere seyahat etmek üzere ülkesinden ayrılmıştı. Gazetelerden kayıp askerler hakkında pek çok haber okumuş olan Norio Suzuki, Hiro Onoda’yı karşısında görünce onu Japonya’ya geri götürmek istedi.
Ancak Onoda silahını bırakma emrini ancak komutanı, Binbaşı Yoşimi
Taniguchi’den alacağını söyleyerek bütün ısrarlarına rağmen gelmeyi
reddetti. Bunu üzerine Japonya’ya dönen Norio Suzuki, artık kitapçılıkla
uğraşan eski Binbaşı’yı bularak Filipinlere getirdi. Karşısında 30 sene
önceki komutanını gören Onoda, nihayet ikna olmuş ve onun emriyle,
çalışır durumdaki Arisaka Type 99 marka tüfeğini, tüm cephanesi,
üniforması ve kılıcıyla beraber eski Binbaşı Taniguchi’ye teslim ederek
10 Mart 1974’te II. Dünya Savaşı’nı sona erdirmişti.
1974’ün ilkbaharında Hiro Onoda, Filipinler’in Lubang adasındaki
ormandan çıktığında, dünyaca meşhur olmuş, Filipin Devlet Başkanı
Ferdinand Marcos, Lubang Adası’nda kaldığı süre boyunca işlediği suçları
affetmişti. Japonya’ ya dönen Hiro Onoda ve bir kahraman gibi
karşılanmıştı. Daha sonra Brezilya’ya taşınınan Onoda, Mayıs 1996’da,
bir kez daha o 30 yıl boyunca sakladığı adayı görmek için Filipinler
gitmişti.
Kaynaklar: http://www.dunyabulteni.net/haber/270313/bu-japon-askeri-ii-dunya-savasini-30-yil-daha-surdurmustu
BBC News ( video)
http://en.wikipedia.org/wiki/Hiroo_Onoda
Hiroo Onoda, 19 Mart 1922 ‘de Japonya’da doğmuştu. 17 yaşındayken, Çin Tajima Yoko Ticaret Şirketi için çalışmaya başlamış, 20 yaşına geldiğinde, Japon İmparatorluk Ordusu’na alınmıştı. Onoda, burada, “Nakano Okulu” komando sınıfı “Futamata” da bir istihbarat subayı olarak eğitilmiş ve 26 Aralık 1944 günü, Amerikan mevzilerine sızıp sabotajlar düzenlemek üzere Filipinler’in Lubang Adası’na gönderilmişti. Komutanı Onoda’yı görevlendirirken: “Kesinlikle intihar etmeyeceksin. Belki üç yıl sonra, belki de beş yıl sonra olacak, ama ne olursa olsun, seni almaya geleceğiz. O zamana dek, yalnızca bir tek askerin kalsa bile, ona komuta etmeye devam et.” Demiş yani hiçbir şart altında teslim olmaması ve yeni bir emre kadar başının çaresine bakmasını emretmişti.
![]() |
|
![]() |
|
![]() |
|
![]() |
|
![]() |
|
![]() |
|
İşte bu şartlar ve zihin dünyasında Onoda savaşını sürdürüyor, giderek azalan cephanesini korumaya çalışıyordu. Adada ilk yıllara, öteki Japon gerillaları ile görüşmekteydi. Ama bunlar da birer ikişer ya teslim olmuş ya da ölmüşlerdi. Sonunda Onoda, tek başına kalmış ve ortaya da çıkmayınca Aralık 1959’da resmi makamlarca ölü olarak ilan edilmişti.
![]() |
|
Böylece yıllar geçti ve 1974’te, adaya ayak basışından tam 30 yıl sonra Lubang’a bir Japon öğrencisi geldi. Norio Suzuki adlı bu öğrenci Filipinler, Malezya, Singapur, Myanmar, Nepal ve bölgedeki diğer ülkelere seyahat etmek üzere ülkesinden ayrılmıştı. Gazetelerden kayıp askerler hakkında pek çok haber okumuş olan Norio Suzuki, Hiro Onoda’yı karşısında görünce onu Japonya’ya geri götürmek istedi.
![]() |
|
Unutulmaz lezzet: Balut ( Yoksa rafadan kuluçka kaz yumurtası mı desek?)
Laos, Kamboçya, Vietnam ya da Filipinlerde dolaşırsanız sokakta pişmiş yumurta satanlara sık rastlarsınız. Atıştırmalık olarak satılan rafadan ya da yağda yumurta öyle pek akılda kalmaz. Ama başka bir pişmiş yumurta cinsi var ki biraz zor unutulur: "Balut" adı verilen bu yumurtalar döllenmiş ve içinde embriyosu büyüyen yumurtaların kaynamış hali. Balut'u hazırlamak için kuluçkaya yatırılan kaz yumurtaları 10 gün kadar sonra seçilir, içinde embriyo olduğundan emin olmak için güneşe tutulur. Eğer yumurtanın içinde gölge yapan bir kitle varsa döllenme gerçekleşmiş demektir, bu yumurta damak tadına göre pişirilir. Demiştim size bu lezzet unutulmaz diye :)
Simdigezelim.com'a abone olan 5000'den fazla kişiye siz de katılarak daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgileri kaçırmayın. Abonelik için buraya gidiniz.
Filipinler'de Nadir Bir Canlı: Tarsier
Tarsier'ler Güneydoğu Asya'ya özgü sevimli hayvanlar. Gündüzleri uyuyarak geçiren tarsierler geceleri avlanmaya çıkıyorlar. Küçük böcek ve benzeri hayvanları yiyorlar. Tarsierlerin "Yıldız savaşları" filmlerindeki Yoda karakterine ilham oldukları iddiası var, yakından bakın benziyor namussuzlar.
Fotoğraf çekilirken görüldüğü gibi hiç hareket etmeden sanki poz veriyorlar. Tarsier'in hareketsiz durmasının iki sebebi olabilir. 1) Ee gece hayvanı tabii. Sabaha kadar dolaşmış, gündüz uyusun biraz di mi? 2) Tarsier'lerin gözleri beyinlerinden daha büyük. Ne olduğunu anlamıyor olabilir.
Yok olma tehdidi altında bulunan bu tür turizm sayesinde korunma altına alınmış, çoğu zaman hayvanların hayatını kötü etkileyen turizm bu kez bir işe yaramış gözüküyor.
Filipinler'de Ulasim Jeepney'lerle
Filipinler'de ulaşım için yukarıda gördüğünüz Jeepney'ler çok popüler. İlk Jeepney İkinci Dünya Savaşı sonrası ülkede kalan ABD ordusuna ait Jeep'lerin kasasının uzaltılması sonucu ortaya çıkmış.
Jeepney'lerin giriş, çıkışları arkadan ama orada kapı yok, en arkada oturanın biraz dikkatli olması lazım. Jeepney'ler bizim minibüs mantığıyla çalışıyorlar, özellikle küçük yerleşim birimlerine Jeepney ile gidenlerin araç dolana kadar geçecek ( 5 dakika? üç saat?) süreyi göz önüne almaları gerek.
Günde 50 TL'den az harcayacarak gezebileceğiniz 7 Ülke
Bu yaz yurtdışında bir yerlere gitmeye kesin kararlısınız ama bütçeyi düşünüyorsunuz. İşte günde 50 TL'den az harcayarak gezebileceğiniz yedi güzel ülke.
Simdigezelim.com'a abone olun, daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgiler posta kutunuza gelsin. Abonelik için buraya gidiniz.
Endonezya
Güzel manzaralar, 19000 ada, iyi insanlar ve ucuz fiyatlar. Sonuç: Dört kere gittim, bir dört kere daha gidesim var. Halen turiste boğulmadan gezin bence.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Endonezya
Bolivya
Farklı, zor doğa, geniş ülke, çok farklı kültür, dünyanın en yüksek yollarında harika manzaralar.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Bolivya
Laos
2003'e kadar turlar dışında turistin girmesi yasak olan bu ülke gerçi çok hızlı turizme açılıyor ama siz daha hızlı davranın. Ülkenin güneyinde halen günlük 75 cente oda var, gecikmeyin.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Laos
Makedonya
Kendisi yakın, kültürü yakın, fiyatları da uygun. Bakın yaz da geldi, daha da keyifli olur şimdi. Hadi.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Makedonya
Gürcistan
Hemen kuzeyimizde, iki adım, yemyeşil, güzel, gezilesi, uygun fiyatlı.
http://www.simdigezelim.com/search/label/G%C3%BCrcistan
Hindistan
Karışık mı? Çoook. Pis mi? Hmmm. Satıcılar insanı deli ediyor mu? Evvvet. Gidilir mi? Deli misiniz, kaçmaz. Renkler, kültürler cümbüşü, midesine düşkünler için cennet. Ülkeye gelen toplam turist sayısı İstanbul'a gelenden az. Bu böyle kalmaz.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Hindistan
Filipinler
Adalar, dağlar, kumsallar, ormanlar. Bu ülkede herşey var, bir tek siz yoksunuz. Üstelik fiyatlar da uygun. Eee hadi ama.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Filipinler
Simdigezelim.com'a abone olun, daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgiler posta kutunuza gelsin. Abonelik için buraya gidiniz.
Endonezya
Güzel manzaralar, 19000 ada, iyi insanlar ve ucuz fiyatlar. Sonuç: Dört kere gittim, bir dört kere daha gidesim var. Halen turiste boğulmadan gezin bence.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Endonezya
Bolivya
Farklı, zor doğa, geniş ülke, çok farklı kültür, dünyanın en yüksek yollarında harika manzaralar.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Bolivya
Laos
2003'e kadar turlar dışında turistin girmesi yasak olan bu ülke gerçi çok hızlı turizme açılıyor ama siz daha hızlı davranın. Ülkenin güneyinde halen günlük 75 cente oda var, gecikmeyin.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Laos
Makedonya
Kendisi yakın, kültürü yakın, fiyatları da uygun. Bakın yaz da geldi, daha da keyifli olur şimdi. Hadi.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Makedonya
Gürcistan
Hemen kuzeyimizde, iki adım, yemyeşil, güzel, gezilesi, uygun fiyatlı.
http://www.simdigezelim.com/search/label/G%C3%BCrcistan
Hindistan
Karışık mı? Çoook. Pis mi? Hmmm. Satıcılar insanı deli ediyor mu? Evvvet. Gidilir mi? Deli misiniz, kaçmaz. Renkler, kültürler cümbüşü, midesine düşkünler için cennet. Ülkeye gelen toplam turist sayısı İstanbul'a gelenden az. Bu böyle kalmaz.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Hindistan
Filipinler
Adalar, dağlar, kumsallar, ormanlar. Bu ülkede herşey var, bir tek siz yoksunuz. Üstelik fiyatlar da uygun. Eee hadi ama.
http://www.simdigezelim.com/search/label/Filipinler
Loboc nehri ve Çikolata tepeler ( Visayas bölgesi, Bohol adası, Filipinler)
Filipinler yaklaşık 7000 adadan oluşuyor. Adaların her birinin ayrı bir ruhu var, kimisi daha sakin kimisi trafiğe boğulmuş ama hepsi de illaki yeşil.
Bohol adasının kıyısındaki kentler ( ki kent diyorum çünkü Filipinliler öyle diyor, nüfuslar 70 bilemedin 100 bin), gürültülü ve hoş olmayan yerler. Adanın iç kısımları ise inadına güzel inadına alımlı.
Bohol adasında yapılabilecek en iyi şeylerden biri günlüğü 40 dolara bir taksi kiralayıp nehir ve tepeler turu almak. Adaya gelen turistlerin çoğu gemiyle vardığı için iskele civarı hizmetlerini satmak isteyen taksicilerle dolu. Turist olarak ne zaman kazıklanmaya en yakın olursunuz?
Bir yere yeni vardığınızda, henüz fiyatları bilmiyorken. Bohol'da da iskele yakınlarında ada turu için pazarlık etmeye başlarsanız fiyat %25-30 yukarı çıkıyor. Yok kaldığınız yere sorarsanız ( ki içinde pansiyonun komisyonu da var) fiyat düşüyor.
Her neyse uzatmayayım, sürücüyle anlaştınız, sabah geldi sizi aldı. İlk gideceğiniz yer çikolata tepeler. Bakınız yukarıdaki fotoğraflar. Bu tepeler eskiden denizin altında imiş, suların çekilmesi sırasında gördüğünüz şekle bürünmüşler. Harry Potter serisinde Çikolata tepeler çıkınca gelen turist sayısı katlanmış.
Çikolata tepeler sonrasında durağımız Tarsiyer Barınağı, daha önce bu konuda yazmıştım: http://www.simdigezelim.com/2013/09/yodann-dedesi-tarsiyerler-filipinler.html
Sonraki durağımızda Loboc nehri üzerinde keyifli bir tekne gezintisi. Tam turistik. Çinli turistler var, çooook gürültülü. Ama arada takılmak lazım deyip kulakları tıkayıp çevreye bakalım.
Güzel yerler.
Sekiz saatlik ada turunun sonunda yeşillikler aniden bitiyor ve adayla tam bir tezat oluşturan Tagbilaran şehrinin dumana boğulmuş griliği ufukta beliriyor.
Loboc nehri ve Çikolata tepeler ( Visayas bölgesi, Bohol adası, Filipinler)
Filipinler yaklaşık 7000 adadan oluşuyor. Adaların her birinin ayrı bir ruhu var, kimisi daha sakin kimisi trafiğe boğulmuş ama hepsi de illaki yeşil.
Bohol adasının kıyısındaki kentler ( ki kent diyorum çünkü Filipinliler öyle diyor, nüfuslar 70 bilemedin 100 bin), gürültülü ve hoş olmayan yerler. Adanın iç kısımları ise inadına güzel inadına alımlı.
Bohol adasında yapılabilecek en iyi şeylerden biri günlüğü 40 dolara bir taksi kiralayıp nehir ve tepeler turu almak. Adaya gelen turistlerin çoğu gemiyle vardığı için iskele civarı hizmetlerini satmak isteyen taksicilerle dolu. Turist olarak ne zaman kazıklanmaya en yakın olursunuz?
Bir yere yeni vardığınızda, henüz fiyatları bilmiyorken. Bohol'da da iskele yakınlarında ada turu için pazarlık etmeye başlarsanız fiyat %25-30 yukarı çıkıyor. Yok kaldığınız yere sorarsanız ( ki içinde pansiyonun komisyonu da var) fiyat düşüyor.
Her neyse uzatmayayım, sürücüyle anlaştınız, sabah geldi sizi aldı. İlk gideceğiniz yer çikolata tepeler. Bakınız yukarıdaki fotoğraflar. Bu tepeler eskiden denizin altında imiş, suların çekilmesi sırasında gördüğünüz şekle bürünmüşler. Harry Potter serisinde Çikolata tepeler çıkınca gelen turist sayısı katlanmış.
Çikolata tepeler sonrasında durağımız Tarsiyer Barınağı, daha önce bu konuda yazmıştım: http://www.simdigezelim.com/2013/09/yodann-dedesi-tarsiyerler-filipinler.html
Sonraki durağımızda Loboc nehri üzerinde keyifli bir tekne gezintisi. Tam turistik. Çinli turistler var, çooook gürültülü. Ama arada takılmak lazım deyip kulakları tıkayıp çevreye bakalım.
Güzel yerler.
Sekiz saatlik ada turunun sonunda yeşillikler aniden bitiyor ve adayla tam bir tezat oluşturan Tagbilaran şehrinin dumana boğulmuş griliği ufukta beliriyor.
Yoda'nın dedesi Tarsiyerler ( Filipinler - Cadı Makigiller- Kuru Burunlu Maymunlar)
Filipinlerin Bohol adası küçük ve garip görünümlü bir canlıya ev sahipliği yapıyor. Yüzüne baktığınızda size boş bakışlarlar karşılık veren Tarsiyerler gececi yaratıkları yani gündüzleri uyuyarak geçiriyorlar ama gece hareketleniyorlar.
Gözleri geceleri etrafı gayet iyi görüyor, baksanıza kocamanlar. Ama gördüklerini anlarlar mı bilmem: beyinleri gözlerinden daha küçük.
Ağırlıkları sadece 60-160 gram aralığında olan bu hayvanlara teknik olarak "Cadı Makigiller- Kuru Burunlu Maymunlar" adları da veriliyor ama biz onlara en iyisi "Yoda'nın dedesi" deyip geçelim.
Bir zamanların oldukça tutulan filmi Yıldız Savaşlarının bilge Yoda'sının Tarsiyelerden ilham alınıp çizildiğine dair rivayetler var.
Doğru mu? Sizindir yorum jedi genç.
Gözleri geceleri etrafı gayet iyi görüyor, baksanıza kocamanlar. Ama gördüklerini anlarlar mı bilmem: beyinleri gözlerinden daha küçük.
Ağırlıkları sadece 60-160 gram aralığında olan bu hayvanlara teknik olarak "Cadı Makigiller- Kuru Burunlu Maymunlar" adları da veriliyor ama biz onlara en iyisi "Yoda'nın dedesi" deyip geçelim.
Bir zamanların oldukça tutulan filmi Yıldız Savaşlarının bilge Yoda'sının Tarsiyelerden ilham alınıp çizildiğine dair rivayetler var.
Doğru mu? Sizindir yorum jedi genç.
Yoda'nın dedesi Tarsiyerler ( Filipinler - Cadı Makigiller- Kuru Burunlu Maymunlar)
Filipinlerin Bohol adası küçük ve garip görünümlü bir canlıya ev sahipliği yapıyor. Yüzüne baktığınızda size boş bakışlarlar karşılık veren Tarsiyerler gececi yaratıkları yani gündüzleri uyuyarak geçiriyorlar ama gece hareketleniyorlar.
Gözleri geceleri etrafı gayet iyi görüyor, baksanıza kocamanlar. Ama gördüklerini anlarlar mı bilmem: beyinleri gözlerinden daha küçük.
Ağırlıkları sadece 60-160 gram aralığında olan bu hayvanlara teknik olarak "Cadı Makigiller- Kuru Burunlu Maymunlar" adları da veriliyor ama biz onlara en iyisi "Yoda'nın dedesi" deyip geçelim.
Bir zamanların oldukça tutulan filmi Yıldız Savaşlarının bilge Yoda'sının Tarsiyelerden ilham alınıp çizildiğine dair rivayetler var.
Doğru mu? Sizindir yorum jedi genç.
Gözleri geceleri etrafı gayet iyi görüyor, baksanıza kocamanlar. Ama gördüklerini anlarlar mı bilmem: beyinleri gözlerinden daha küçük.
Bir zamanların oldukça tutulan filmi Yıldız Savaşlarının bilge Yoda'sının Tarsiyelerden ilham alınıp çizildiğine dair rivayetler var.
Doğru mu? Sizindir yorum jedi genç.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












