Tibet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tibet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tibet'in Lhasa Şehrinden İnsan Manzaraları

Tibet'in Lhasa şehri Tibetliler için hem başkent hem de kutsal bir mekan. Ülkenin her yanından, en küçük köyünden, dağ başından, vadi diplerinden, mağaralarından yani turist olarak görmeniz erişmeniz en zor olan yaşam alanlarından yola çıkan Tibetliler çoğu zaman yürüyerek bazen sürünerek ( dua etmek amacıyla) Lhasa'ya kah altı ayda kah üç senede varıyorlar.
 
Sonra da Lhasa'nın kutsal mekanlarının etrafında yürüyerek dönmeye başlıyorlar, öyle 3-5-10 kez falan değil, mesela 10,000 ve katlarını düşünün.


Durum böyle olunca Lhasa'daki kutsal mekanların önünde denklanşöre devamlı basasınız geliyor. Adamların yaptıkları ilgingç, kendileri daha da ilginç. Hadi Tibetlileri Lhasa sokaklarında  seyredelim biraz.


















 Simdigezelim.com'a abone olan 5000'den fazla kişiye siz de katılarak daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgileri kaçırmayın. Abonelik için buraya gidiniz.

Budizm Sembolü Dharmachakra ( Tibet, Lhasa)


Tibet'in Lhasa kentindeki Jokhang tapınağı yerliler için en kutsal mekanlardan biri. Jokhang tapınağının tepesindeyse yukarıdaki altın heykel var. Ortada bir çember ve kenarda iki geyikten oluşan bu sembole Budizmle ilgili bir çok eserde rastlayabilirsiniz. Bu sembolün be anlama geldiğini biraz açayım.

Ortada Dharmachakra denilen "adalet çemberi" anlamına gelen ve Buda'nın öğretilerini simgeleyen bir çember var. Bu çember aynı zamanda sadece Buda'nın öğretileriyle kurtulunabilinen "samsara"'yı yani sonsuz doğum, ölüm ve acı çekme döngüsünü simgeliyor. Çemberin ortasında tellerin buluştuğu yuvarlak nokta ahlaki disiplini, tekerin telleri Buda'nın sekiz öğretisini ve çemberin kendisiyse herşeyi bir arada tutan meditasyon eğitimini simgeliyor. Kenardaki iki geyikse Buda'nın ilk vaazını verdiği "Geyik Park"ına atıfta bulunuyor.

Tibet'e nasıl gidilir, ne zaman gidilir, ne kadar harcanır?

Vize

  
Tibet'e gitmek için önce Çin vizeniz olması arkasından da Tibet seyahat izin belgesi almanız lazım. Vize işlemleri için Çin büyükelçiliğinin görevlendirdiği 4-5 vize acentasından birine gerekli belgelerle giderseniz 5 işgünü içinde turist vizeniz hazır.
 
 Tibet Seyahat İzin belgesi
 
Çin vizenizi aldınız, şimdi sıra Tibet seyahat izin belgenizi almakta. Çin hiç bir yabancının tek başına Tibet'te dolaşmasını istemiyor, başınıza illaki birini ( rehber) dikiyorlar. Bu rehberin parası sizden çıkıyor, günde 50 USD. Sonra rehbersiz havaalanından şehir merkezine gitmenize izin vermiyor. Havaalanı şehre bir saat mesafede ve taksi 70 USD. Sonra müzelere falan tek başınıza girmenize izin vermiyorlar. Eee madem bunları isteyecekler bir de siz gelmeden "ülke içi vize" anlamına gelebilecek "Tibet seyahat izin belgesi" istiyorlar. Bunu almak için yola çıkmadan 5-6 hafta önce Tibet'te size göz kulak olacak seyahat acentasını seçip vize detaylarını, istenen diğer belgelerini ve gezi ücretlerinizin bir kısmını peşinen ödemeniz gerekiyor. Sonra bu acenta sizin adınıza gerekli başvuruları yapıp izin belgenizi alıyor.  Ben http://www.cafespinn.com/ ile  yola çıktım, hizmetleri iyiydi.
 

Uçak veya Tren ?
 
Çin içinde uçak firmalarının çoğu devletin, onlar da sağolsunlar kapitalizmi iyi öğrenmişler fiyatlar yüksekçe. Hele internetten almaya kalkarsanız cidden kötü. Tibet'e gitmek için uçak biletinizi ülkeye gelmeden almayın, Çin'e gelince seyahat acentalarından sorun çoğunlukla indirimli bilet bulacaksınız.  Tibet'e gitmenin bir başka yolu da tren. Malum 5000 metreden geçen tren dünyada sadece Tibet'te var. Ancak Beijing-Lhasa yaklaşık iki gün kadar sürüyor ve yaz aylarında fiyatı uçakla hemen hemen aynı. Çünkü bu rotayı kullanmak isteyen o kadar çok yolcu var ki gişe memurlarına açıktan bilet başı 150 USD kadar ödeme yapmadan bilet bulmak neredeyse imkansız. Diyelim illa ki treni kullanacağım dediniz o zaman Lhasa'ya gelirken uçmanız giderken trene binmenizi tavsiye ediyorlar: Lhasa'dan hareket eden tren gündüz saatlerinde en iyi manzaralardan geçiyormuş, gelirken gece oluyormuş.

Ne zaman gidilir?
 
Lhasa 3700 metrede ama ilginç bir şekilde yılda 300 gün güneş alıyor. Hani hava -20 ye düşüyor mu? Evet. Ama en azından içinde bayılmaz. Yaz kış Tibet'e gidebilirsiniz ama illa iyi hava diyorsanız yazın. Hava fena olmasın ama çok turist olmasın derseniz ilkbahar en iyisi.

Ne kadar harcarım?

 
Çin hükümetinin yıldırma politikası yüzünden Lhasa'da günde 120 USD 'den aşağı para harcamanız mümkün değil. Rehber almanız zorunlu, kalabileceğiniz hosteller/oteller belli, müze girişleri el yakıyor. Ama ucuz olan şeyler de var: istediğiniz kadar yemek yiyin çünkü ucuz.

Tibet'e nasıl gidilir, ne zaman gidilir, ne kadar harcanır?

Vize

  
Tibet'e gitmek için önce Çin vizeniz olması arkasından da Tibet seyahat izin belgesi almanız lazım. Vize işlemleri için Çin büyükelçiliğinin görevlendirdiği 4-5 vize acentasından birine gerekli belgelerle giderseniz 5 işgünü içinde turist vizeniz hazır.
 
 Tibet Seyahat İzin belgesi
 
Çin vizenizi aldınız, şimdi sıra Tibet seyahat izin belgenizi almakta. Çin hiç bir yabancının tek başına Tibet'te dolaşmasını istemiyor, başınıza illaki birini ( rehber) dikiyorlar. Bu rehberin parası sizden çıkıyor, günde 50 USD. Sonra rehbersiz havaalanından şehir merkezine gitmenize izin vermiyor. Havaalanı şehre bir saat mesafede ve taksi 70 USD. Sonra müzelere falan tek başınıza girmenize izin vermiyorlar. Eee madem bunları isteyecekler bir de siz gelmeden "ülke içi vize" anlamına gelebilecek "Tibet seyahat izin belgesi" istiyorlar. Bunu almak için yola çıkmadan 5-6 hafta önce Tibet'te size göz kulak olacak seyahat acentasını seçip vize detaylarını, istenen diğer belgelerini ve gezi ücretlerinizin bir kısmını peşinen ödemeniz gerekiyor. Sonra bu acenta sizin adınıza gerekli başvuruları yapıp izin belgenizi alıyor.  Ben http://www.cafespinn.com/ ile  yola çıktım, hizmetleri iyiydi.
 

Uçak veya Tren ?
 
Çin içinde uçak firmalarının çoğu devletin, onlar da sağolsunlar kapitalizmi iyi öğrenmişler fiyatlar yüksekçe. Hele internetten almaya kalkarsanız cidden kötü. Tibet'e gitmek için uçak biletinizi ülkeye gelmeden almayın, Çin'e gelince seyahat acentalarından sorun çoğunlukla indirimli bilet bulacaksınız.  Tibet'e gitmenin bir başka yolu da tren. Malum 5000 metreden geçen tren dünyada sadece Tibet'te var. Ancak Beijing-Lhasa yaklaşık iki gün kadar sürüyor ve yaz aylarında fiyatı uçakla hemen hemen aynı. Çünkü bu rotayı kullanmak isteyen o kadar çok yolcu var ki gişe memurlarına açıktan bilet başı 150 USD kadar ödeme yapmadan bilet bulmak neredeyse imkansız. Diyelim illa ki treni kullanacağım dediniz o zaman Lhasa'ya gelirken uçmanız giderken trene binmenizi tavsiye ediyorlar: Lhasa'dan hareket eden tren gündüz saatlerinde en iyi manzaralardan geçiyormuş, gelirken gece oluyormuş.

Ne zaman gidilir?
 
Lhasa 3700 metrede ama ilginç bir şekilde yılda 300 gün güneş alıyor. Hani hava -20 ye düşüyor mu? Evet. Ama en azından içinde bayılmaz. Yaz kış Tibet'e gidebilirsiniz ama illa iyi hava diyorsanız yazın. Hava fena olmasın ama çok turist olmasın derseniz ilkbahar en iyisi.

Ne kadar harcarım?

 
Çin hükümetinin yıldırma politikası yüzünden Lhasa'da günde 120 USD 'den aşağı para harcamanız mümkün değil. Rehber almanız zorunlu, kalabileceğiniz hosteller/oteller belli, müze girişleri el yakıyor. Ama ucuz olan şeyler de var: istediğiniz kadar yemek yiyin çünkü ucuz.

Tibet'te Resmi Tatil: Yoğurt Şenliği ( Lhasa)

Yoğurdu bizim kadar seven başka millet var mı? Valla pek görmedim, ama bizim kadar olmasa da Tibetliler de yoğurt konusunda fena değiller hani. Yoğurdu bol kullanıyorlar hatta bizden bir adım ileri gidip yoğurda adanmış bir şenlik yapıp o günü resmi tatil ilan etmişler.

 
Lhasa'da yoğurt günü şenlikleri ünlü Norbulingka parkında yapılıyor. Burası 1780lerden beri Dalay Lama'ların yazlık saray olarak kullandıkları bölge. Çin'liler Tibet'e girdikten sonra da bir müze / park haline getirilmiş.
 Tibetliler Norbulingka'yı kendi kimliklerinin korunması gereken bir kısmı olarak görüyorlar. Norbulingka'da hem dini törenkler düzenleniyor hem de kutlamalar yapılıyor. Yoğurt şenlikleri de halkın dört gözle beklediği olaylardan biri. Şenliğin olduğu gün tüm Tibet'te resmi tatil günü, haşl erkenden parklara piknik alanlarına koşturup bütün aile için güzel bir piknik alanı kapmaya çalşıyor.
 Norbulingka'da tüm ağaç altları sabahın dokuzunda kapılmıştı.
 Öğlene doğru Lhasa'lılar yavaş yavaş yoğurt şenliği kutlamaları için gelmeye başlıyorlar.Yanlarında yoğurttan çok bira getiriyorlar ama malum şenlik.
 Kutlamalar ülkenin her yanında gecenin geç saatlerine kadar ailelerin toplanıp sohbet ederken yoğurt, chaang ( ısıtılarak içilen bir nevi bira türü) ve bildiğin biranın köküne vurması şeklinde devam ediyor.

Tibet'te Resmi Tatil: Yoğurt Şenliği ( Lhasa)

Yoğurdu bizim kadar seven başka millet var mı? Valla pek görmedim, ama bizim kadar olmasa da Tibetliler de yoğurt konusunda fena değiller hani. Yoğurdu bol kullanıyorlar hatta bizden bir adım ileri gidip yoğurda adanmış bir şenlik yapıp o günü resmi tatil ilan etmişler.

 
Lhasa'da yoğurt günü şenlikleri ünlü Norbulingka parkında yapılıyor. Burası 1780lerden beri Dalay Lama'ların yazlık saray olarak kullandıkları bölge. Çin'liler Tibet'e girdikten sonra da bir müze / park haline getirilmiş.
 Tibetliler Norbulingka'yı kendi kimliklerinin korunması gereken bir kısmı olarak görüyorlar. Norbulingka'da hem dini törenkler düzenleniyor hem de kutlamalar yapılıyor. Yoğurt şenlikleri de halkın dört gözle beklediği olaylardan biri. Şenliğin olduğu gün tüm Tibet'te resmi tatil günü, haşl erkenden parklara piknik alanlarına koşturup bütün aile için güzel bir piknik alanı kapmaya çalşıyor.
 Norbulingka'da tüm ağaç altları sabahın dokuzunda kapılmıştı.
 Öğlene doğru Lhasa'lılar yavaş yavaş yoğurt şenliği kutlamaları için gelmeye başlıyorlar.Yanlarında yoğurttan çok bira getiriyorlar ama malum şenlik.
 Kutlamalar ülkenin her yanında gecenin geç saatlerine kadar ailelerin toplanıp sohbet ederken yoğurt, chaang ( ısıtılarak içilen bir nevi bira türü) ve bildiğin biranın köküne vurması şeklinde devam ediyor.

Tibetliler Et Yiyor Ama Hayvanlarını Kesmiyorlar

Tibetlilerin çoğu Budist.  Budizmin amacı da Nirvana'ya ( Budistler için en üst ruhani düzey) ulaşabilmek. Budistler ruhların ölmediğine değişik bedenlerde tekrar tekrar dünyaya geldiklerine inanıyorlar.  İnançlarına göre bu hayatlarında ne kadar iyilik yaparlarsa bir sonraki hayatta ruhani olarak o kadar üst seviyeden geri geleceklerini düşünüyorlar. Yani bu hayatında kötü biri oluran bir sonraki hayatında düşük bir varlık olarak ( böcek, tavuk vb) hayata dönüyorsun, iyi biriysen bir sonraki hayatında daha iyi bir hayat sürüyorsun. Bunun adına "Karma" ( bir nevi iyilik/ sevap defteri) inancı diyorlar. Budistler yaşamlarının büyük bir kısmın "hareket-sonuç" ( yani Karma) üzerine kuruyorlar.

Tibetlilerin çoğu 3700 -5500 metre arasında yaşadığı için sebze, tahıl ve meyveye ulaşımları o kadar kolay değil.  Otlardan beslenen hayvanları beslemeleri ve sonra onları yemeleri daha kolay. Tibetlilerde öyle yapıyor: koyun ve inek besliyorlar. Bir güzel de yiyorlar. Bir sürü güzel et yemekleri var. Ama hayvanlarını kendileri kesmiyorlar. Niye? Çünkü o zaman Karmalarının kötü etkileneceğini
 düşünüyorlar. Bunun için Tibet'te yaşayan ve hiç sevmedikleri Çin'li komşularının kapısını çalıyorlar. Ülkede hayvan kesmenin fiyatları hemen hemen sabitlenmiş: Çinliler bir koyunu 20 Yuan, bir ineği 50 Yuan'a keserek Tibetlileri Karma'ya zarar vermekten kurtarıyorlar. Günaha girmeden et yiyebildiği için Tibetli memnun, para aldığı için Çinli memnun, Türk ne karışır?

Tibetliler Et Yiyor Ama Hayvanlarını Kesmiyorlar

Tibetlilerin çoğu Budist.  Budizmin amacı da Nirvana'ya ( Budistler için en üst ruhani düzey) ulaşabilmek. Budistler ruhların ölmediğine değişik bedenlerde tekrar tekrar dünyaya geldiklerine inanıyorlar.  İnançlarına göre bu hayatlarında ne kadar iyilik yaparlarsa bir sonraki hayatta ruhani olarak o kadar üst seviyeden geri geleceklerini düşünüyorlar. Yani bu hayatında kötü biri oluran bir sonraki hayatında düşük bir varlık olarak ( böcek, tavuk vb) hayata dönüyorsun, iyi biriysen bir sonraki hayatında daha iyi bir hayat sürüyorsun. Bunun adına "Karma" ( bir nevi iyilik/ sevap defteri) inancı diyorlar. Budistler yaşamlarının büyük bir kısmın "hareket-sonuç" ( yani Karma) üzerine kuruyorlar.

Tibetlilerin çoğu 3700 -5500 metre arasında yaşadığı için sebze, tahıl ve meyveye ulaşımları o kadar kolay değil.  Otlardan beslenen hayvanları beslemeleri ve sonra onları yemeleri daha kolay. Tibetlilerde öyle yapıyor: koyun ve inek besliyorlar. Bir güzel de yiyorlar. Bir sürü güzel et yemekleri var. Ama hayvanlarını kendileri kesmiyorlar. Niye? Çünkü o zaman Karmalarının kötü etkileneceğini
 düşünüyorlar. Bunun için Tibet'te yaşayan ve hiç sevmedikleri Çin'li komşularının kapısını çalıyorlar. Ülkede hayvan kesmenin fiyatları hemen hemen sabitlenmiş: Çinliler bir koyunu 20 Yuan, bir ineği 50 Yuan'a keserek Tibetlileri Karma'ya zarar vermekten kurtarıyorlar. Günaha girmeden et yiyebildiği için Tibetli memnun, para aldığı için Çinli memnun, Türk ne karışır?

Tibet'in En Kutsal Yeri: Lhasa'da Potala Sarayı

Lhasa'nın bulunduğu vadiye 300 metre yukarıdan bakan dört asırlık Potala saray barındırdığı eserler, gerek ve tarihi öneminden dolayı Lhasa'ya gelenlerin mutlaka gezmesi gereken yerlerden. 1000 odalı bu sarayı 1645-1959 yılları arasında Tibet'te dinin başı olan Dalay Lama'lar tarafından kullanılmış. 1959 yılında son Dalay Lama, Çinlilerin baskısından yılıp ülkeden kaçınca boş kalmış Sonra müzeye çevrilmiş.
Sarayda Tibet budizminin liderleri dört asır boyunca kesintisiz yaşadığı için çok sayıda dini eser bulunuyor. Dünya mirası listesindeki bu devasa binada budistlerce tapılan çeşitli varlıklara ve insanlara adanmış on binden fazla tapınakçık ( devasa bir oda ya da basit bir camekan olabilir) ve iki yüz binden fazla da budizmle ilgili heykel var. Veee bunları görmek için sadece iki saatiniz var, çünkü bilet saat sınırlamalı veriliyor. Üstelik sarayı gezmek için mutlaka rehber almanız gerekiyor, tek başınıza girmenize izin verilmiyor.  Durun bitmedi devamı da var.

Sarayı gezmek için o kadar çok istekli var ki ( ee Çin'in nüfusu 1.3 milyar, %1 gelmek istese hesabı siz yapın)  binanın zarar görmesini engellemek için ziyaretçi sayısını günde 2300 ile sınırlamak zorunda kalmışlar. Bir de giriş biletini korkunç pahalı hale getirmişler: tam 210 Türk Lirası. Üstelik Çinliler de aynı fiyatı ödüyor, yani maksat gelenleri caydırmak. Bu fiyatı başka yerde dünyada ödemezdim, ama Lhasa'ya gelmesi dert ( malum izin belgesi almam uzun sürdü) gezmesi dert ( rehber tutmadan şehirde hiç bir yeri gezmene izin vermiyorlar) bari bunu göreyim dedim. Ama cebim acıdı doğrusu.
Bunların üzerine sarayın içinde fotoğraf çekmek yasak. Sarayın içinin sade ama etkileyici olduğunu söyleyeyim, her ne kadar rehber devamlı bulunulan mekanla ilgili bir şeyler anlatsa da akılda kalmıyor. Zaten rehberin dediklerini tam hatırlayan kaç turist çıkar acaba? Sadece binanın heybeti ve vadideki konumu bile akıllara kazınması için yeter aslında.

Binayı verilen zaman içinde gezip en üstteki bekleme terasına çıktığımda Lhasa'nın daha önce tam göremediğim esas yüzüyle karşılaştım. Lhasa şehrinin hükümet emriyle geliştirilen bölümleri tüm çıplaklıkları ve çirkinlikleriyle gözüküyor. Potala'yla ne kadar tezatlar.

Belki de en iyisi şehri boşverip aşağıdaki budist rahipler gibi sadece binanın detaylarına dalarak Potala'nın keyfini sürmek.






Tibet'in En Kutsal Yeri: Lhasa'da Potala Sarayı

Lhasa'nın bulunduğu vadiye 300 metre yukarıdan bakan dört asırlık Potala saray barındırdığı eserler, gerek ve tarihi öneminden dolayı Lhasa'ya gelenlerin mutlaka gezmesi gereken yerlerden. 1000 odalı bu sarayı 1645-1959 yılları arasında Tibet'te dinin başı olan Dalay Lama'lar tarafından kullanılmış. 1959 yılında son Dalay Lama, Çinlilerin baskısından yılıp ülkeden kaçınca boş kalmış Sonra müzeye çevrilmiş.
Sarayda Tibet budizminin liderleri dört asır boyunca kesintisiz yaşadığı için çok sayıda dini eser bulunuyor. Dünya mirası listesindeki bu devasa binada budistlerce tapılan çeşitli varlıklara ve insanlara adanmış on binden fazla tapınakçık ( devasa bir oda ya da basit bir camekan olabilir) ve iki yüz binden fazla da budizmle ilgili heykel var. Veee bunları görmek için sadece iki saatiniz var, çünkü bilet saat sınırlamalı veriliyor. Üstelik sarayı gezmek için mutlaka rehber almanız gerekiyor, tek başınıza girmenize izin verilmiyor.  Durun bitmedi devamı da var.

Sarayı gezmek için o kadar çok istekli var ki ( ee Çin'in nüfusu 1.3 milyar, %1 gelmek istese hesabı siz yapın)  binanın zarar görmesini engellemek için ziyaretçi sayısını günde 2300 ile sınırlamak zorunda kalmışlar. Bir de giriş biletini korkunç pahalı hale getirmişler: tam 210 Türk Lirası. Üstelik Çinliler de aynı fiyatı ödüyor, yani maksat gelenleri caydırmak. Bu fiyatı başka yerde dünyada ödemezdim, ama Lhasa'ya gelmesi dert ( malum izin belgesi almam uzun sürdü) gezmesi dert ( rehber tutmadan şehirde hiç bir yeri gezmene izin vermiyorlar) bari bunu göreyim dedim. Ama cebim acıdı doğrusu.
Bunların üzerine sarayın içinde fotoğraf çekmek yasak. Sarayın içinin sade ama etkileyici olduğunu söyleyeyim, her ne kadar rehber devamlı bulunulan mekanla ilgili bir şeyler anlatsa da akılda kalmıyor. Zaten rehberin dediklerini tam hatırlayan kaç turist çıkar acaba? Sadece binanın heybeti ve vadideki konumu bile akıllara kazınması için yeter aslında.

Binayı verilen zaman içinde gezip en üstteki bekleme terasına çıktığımda Lhasa'nın daha önce tam göremediğim esas yüzüyle karşılaştım. Lhasa şehrinin hükümet emriyle geliştirilen bölümleri tüm çıplaklıkları ve çirkinlikleriyle gözüküyor. Potala'yla ne kadar tezatlar.

Belki de en iyisi şehri boşverip aşağıdaki budist rahipler gibi sadece binanın detaylarına dalarak Potala'nın keyfini sürmek.






Bir başka dünya: Lhasa ( Tibet)


Lhasa şehrinin eski  merkezine doğru yürümeye başladım. Otelin olduğu sokağın başındaki polisleri geçtim, ara sokağa yönlendim. Sokakta yolu kesmiş olan polis noktasına geldim. Çantam röntgen cihazına girdi, kendim metal arama cihazından geçip yoluma devam ettim. Devriye gezmekte olan polislerin arasından geçip 20 metre ilerideki polis karakolundan sola döndüm. Ana caddeye çıktım. Hangi yöne gideyim diye bir sağa bir sola baktım. Binaların tepesinden yoldan geçenleri izleyen polisle gözgöze geldim. Biraz ileride çatıdan yolu gözleyen bir ikincisini, üçüncüsünü , .... yüzüncüsünü ...beş yüzüncüsünü gördüm. Saymayı bıraktım.  Lhasa'da ne kadar çok polis olduğunu bilmem size söylemiş miydim?

Tibet'in uluslarası konumu oldukça tartışmalı. Çin ordusu 1950 yılında Tibet'i "özgürleştirmiş" ( Çin'deki siteler böyle diyor valla). Tibetlilere göreyse ülke 60 yıldan uzun bir süredir işgal altında.

Her ne kadar ülke 60 küsur seneden beri Çin yönetimi altında olsa da Tibetliler kendi kimliklerini her türlü engele ve zorlamalara rağmen devam ettirebilmişler. Çin yönetimi Tibetlilerdeki özgür olma ruhunu söndüremeyince kültürlerini değiştirmeye çalışmış. Tibetliler bu konuda da dirençli çıkmışlar: 2008 yılında Lhasa'da Çin baskısının azalması için büyük bir ayaklanma çıkmış. Bunun üzerine Çin hükümeti Tibet'e iyice asker ve polis yığmış, baskıları arttırmış, adım başı polis koymuş. Tibetliler bunu protestoları artarak devam etmiş.  2013 yılı başından beri de kendilerini yakarak baskıları protesto etmeye başlamışlar. Sadece bu sene başından beri 100'den fazla Tibetli kendini yakarak ölmüş.

Tibetliler çektiklerinin başka milletler tarafından görülüp Çin'e baskı yapılmasını istiyor bu yüzden yabancıları başları üzerinde tutuyorlar. Çin'lilerde Tibet'te olanların duyulmasını engellemek için var güçleriyle çalışıyorlar, bu yüzden ülkeye girmek için izin belgesi gerekiyor ve çok sıkı bir şekilde kontrol ediliyor. İzin belgeniz olmadan havaalanından taksiye binmeniz mümkün değil, hadi bindiniz diyelim yolda polis kontrol noktasında hemen izin belgenizi istiyorlar, otelde ve her türlü müzede de.

Yani ülkeyi daha doğrusu Lhasa'yı dolaşırken sabırlı olmak ve polisleri işkillendirecek hareketlerden ( fotoğraflarını çekmek, bağımsızlıkla ilgili konuşmak, Dalay Lama'dan bahsetmek gibi) kaçınmak gerekiyor. İzin belgeniz sadece Lhasa'da geçerli, şehir dışına çıkacaksanız başka izin belgeleri de gerekiyor.
Her neyse daha güzel konulara dönelim, mesela eski şehir merkezi gibi.  Lhasa'nın en hareketli yeri Barkhor caddesi ve çevresi. Bu cadde çevresindeki tapınaklardan dolayı Tibetliler tarafından kutsal sayılıyor ve her an yüzlerce hacı sizinle birlikte turluyor. Dua etmek ve hacı olmak isteyen Tibetliler yukarıdaki yaşlı teyze gibi sağ ellerine "dua tekeri"ni alıp bir mantra mırıldanırken Jokhang tapınağı çevresinde ve Barkhor caddesinde turluyor. Kaç tur? Bazıları 10,000 bazıları daha fazla tur yaparmış.

Bu turlama işini tam ciddiye alıp yerde sürünerek yapan da var taaa köyünden sürünerek gelen de. Köyünden sürünerek gelenlerin yolculuğu 3-4 seneyi bulabiliyormuş.
Meydana çıkan dar sokaklarda onlarca güzel lokanta var. Tibet mutfağı et, un ve patatese dayalı. Yakındaki Nepal ve Hint mutfaklarından da oldukça etkilenen bu mutfakta özellikle mantı türü yiyecekler lezzetli.

  Tibetlilerin kahvaltı ve öğlen yemeğinde tercih ettiği yemekleri "tsampa" doyurucu olsa da lezzet bakımından sınıfta kalıyor. Tsampa yemeğinin un, çiğ et, bağırsak parçaları, tereyağı ve kandan oluştuğunu söylersem neden bahsettiğim daha iyi anlaşılır herhalde. Görünüşü ise domates çorbasına benziyor meredin.

Merkezde biraz daha dolanıp ülkenin en ünlü mekanı Potala sarayına geçeceğiz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...