Hazar denizi kiyisinda: Sari, Rasht ve Erdebil ( Kuzey ve Bati Iran )

Mashad'in cevresinde dogaya kahverenginin tonlari hakim. Sert ruzgarlar Orta Asya'nin iclerinden buralara kadar uzanip fazla bitki ortusune izin vermiyor, bodur agaclar ve bugday arpa tarimi goze carpiyor. Hazar kiyisindaki Sari kentine dogru yol alirken doganin canlanmasini hizlandirilmis bir belgeselde izler gibi oluyorsunuz, batiya , Hazar'a, yaklastikca kis mevsimi bitip doganin canlanmaya basladigini goruyorsunuz. Yol daglara cikmaya baslayinca Iran'da karsilasmayi ummayacaginiz kadar sik bir ormanin icinde kendinizi buluyorsunuz. Bu bereketi getiren yagmur ormanla birlikte basliyor. Mashad'in cevresindeki col benzeri tabiat Hazar kiyilarinda kendini uzum baglarina ve pirinc tarlalarina birakiyor. Yola ciktiktan 11 saat sonra karanlik bastirirken 250,000 nufuslu Sari sehrine variyorum. Ertesi gun buyuk ve yeni yesillenmis agaclarin kapladigi caddelerde dolasiyorum. Cevredeki kasaba ve koylerin ticaret icin geldigi bir sehir burasi. Koylulere yonelik esyalar pazarin buyuk bir kismini kapsiyor. Altin pazari da hayli buyuk. Sehrin saat kulesine bakan bir sokak icindeki Koldabi Evi yeni onarilmis ve ziyarete acilmis. Hem evi, hem de mimarlik bolumunden bu sene mezun olacak ogrencilerin actigi tasarim sergisini de geziyorum. Mihmandarim Israfil Azeri. En buyuk istegi Istanbul'da mimarlik masteri yapmak.

Sari'yle Rasht sehri arasinda yol Hazar kiyisindan geciyor. Kiyilar ecis bucus yazliklarla mahvolmus, onu alinmamis bir yapi furyasi onune gelen her bosluga cirkin bir yapi koymus, kiyiyi kapatip oyle gecmis. Denizin onu sadece nehir agizlarinda halka acik, diger yerler ozel mulkiyet ve duvarla cevrili. Deniz kiyisinda kumsal yok, biraz cakil tasi, biraz bulanik su. Hos, gerci deniz guzel olsa da farketmezdi, erkeklerin ayak bileklerine inen bir mayo, kadinlarin ise carsafla denize girmesi caiz Iran'da.

Rasht sehri Gilan bolgesinin baskenti, bolgenin Iranlilari farkli lehceleri ve tarihlerinde birkac kez bagimsiz olmalari ile taniniyorlar. Butun kaldirimlarda cinarlarin golgesinde yuruyorsunuz, bahceler, parklar oldukca sik ve iyi bakimli. Gilan yemekleri cok sarmisakli olmalari ile taniniyor, hatta yemek olayini asip sarmisagi sampuan yapiminda kullanmislar, Rasht'a gidenler “orijinal sarmisak sampuani” ( reklami oyle, sanki taklidi varmis gibi , sogan sampuani ureten var mi? ) alabilirler. Rasht sehrinin minibuslerinin cogu Turk mali, bizim Iran'a daha cok mal satabilmemiz lazim, bir cok mali ithal ediyorlar ve Avrupa'dan cok marka var. Ulker, Kent, Efes Pilsen ( alkolsuz bira), Arcelik ve Beko Iran'da en cok karsilasacaginiz Turk markalari. Iran'da dolasirken bir cok gonullu rehberim oldu, Rasht'taki rehberlerim Mehmet ve Riza , ikisi de insaat muhendisligi okuyorlar. Riza'nin ilk sorusu “neden buraya geldin? ( baska bir yer bulamadin mi?)” . Riza, firsatini bulsam baska ulkede calisirim derken Mehmet kendi isini kurmanin hesaplarini yapiyor “kendim is kurmazsam is bulunmaz ki zaten” diyor. Ibrahim Tatlises, Ozcan Deniz, Ebru Gunes uzerine bircok soru soruyorlar, cevaplarini bilmiyorum, onlar benden cok biliyor. Riza'nin telefonunda ekran koruyucu Ebru Gundes zaten. Gecenin gec saatlerine kadar hemen her konuda konusuyoruz, Riza'nin akli Turkiye'deki kizlarda.

Rasht'ta Erdebil otobusleri duragindaki herkes Turkce konusunca biraz sasiriyorum, gerci Erdebil'in Turk sehri oldugunu biliyorum ama daha varmadik ki. Yakindaki bir koyden tavuk ve civciv alip Erdebil'deki koyune goturen Ismail, kolilere koydugu tavuklari otobusun bagajina yuklerken kolilerden biri acililiyor, tavuk kaciyor. “ Ismail aga, zor yakalarsin” diyorum. “ Bu mader'dir ( anne) , bunlar onun cuceleri ( civciv) gelir bak “ diyor ve kolinin dibindeki ondan fazla civcivi soyle eliyle bir karistiriyor, civcivler ses cikarinca ana tavuk geri gelip koliye aceleyle giriyor. “ Tabii mader, ondan gelir” diyor. Azerbaycan sinirindaki Astara kentine kadar cay bahceleri ve pirinc tarlalari arasinda yol aliyoruz. Astara'dan sonra son derece virajli ve dik egimli bir yoldan Erdebil'e devam ediyoruz. Hazar'dan uzaklastikca agaclar azaliyor, Erdebil platosuna cikinca bitki adinaa sadece otlar kaliyor. Erdebil sehirden cok bir kasaba irisi. Balcilik en buyuk gelir kaynaklarindan. Oglen yemegi yerine isbesi ismarladigim kahvaltida koca bir tabak bal ve kaymak, beyaz peynir, taze ekmek ve demleme cay iyi gidiyor. Birde onun uzerine Erdebil'in ikinci unlu urunu “siyah helva”. Istanbul baklavacisi da acik ama onun icin Istanbul'u bekleyebilirim. Erdebil'de ana caddenin yakininda Seyfeddin Turbesi icin bahcesi icinde yer alan Allah-Allah kulesi ilginc yapisi ile dikkati cekiyor ( Tamam ismi de oyle : Allah Allah, acaba niye Allah-Allah demisler kulenin ismine? sorusu akla geliyor).

1 yorum:

  1. Basar selam, epeydir sitene girmemistim. Bir de baktim Iran'a gelmissin. Epey yakinlasmissin.
    Uzak Dogu yazilarindan sonra orta dogu yazilari cok ilginc geldi. Ne kadar farkli dunyalar..

    Neyse, ne zaman donuyorsun Istanbul'a ?

    Bulent Erdemir

    YanıtlayınSil

Google, Blogger yada OpenID hesabınızla girerek yorum bırakabilirsiniz. Spam yorumları siliyorum, gireceğiniz dış linkler takip edilemez. Teşekkürler

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...