San Francisco'da uzun bir yuruyus










San Francisco yuruyusumuze kaldigimiz yerden devam edelim.

Cin mahallesinde bir hostelde kaliyorum. Mahalledekilerin ana dili Cince sonra Ingilizce. Girdigim bazi dukkanlarda Ingilizce bilmeyenlere de rastladim. Cin mahllesinden disari cikmadan hayatlarini devam ettirmeleri mumkun. Buradaki Cinlilerin cogu 1800'lerin sonunda 1900'lerin basinda altin aramak icin gelmisler. Bulan bulmus, bulamayan kalmis. RedKit okuyanlar bilir, Cinliler orada camasirhanecidir. Bugunde durum ayni, Sehrin etrafina dagilmis yuzlerce camasirhanenin sahibi Cinliler. Hemseri olayi yani. Amerika'daki motellerin %80'ide Hintlilere ait ustelik hepsi ayni bolgeden geliyorlar ve soyadlari Patel. Ilk bakista ABD'de motel sahibi olmak icin Patel soyadi gerekiyor gibi geliyor. Neyse yurumeye devam edelim. Cin Mahallesi bitince uc blok otede Union meydanina geliyoruz. Burasi sehrin moda ve marka tutkunlari icin ugrak yeri. Meydanin etrafi Gucci, Armani, L.Voitton vb gibi markalarin magazalari ile cevrili. Dediniz ki ben pahali marka istemem, o zaman ana alisveris caddesi Market caddesine gidecegiz. Market caddesi Union meydanina sadece iki blok otede ve sehrin en hareketli bolgelerinden biri: alisveris merkezleri, is merkezleri, konferans merkeleri, sinema merkezleri, herseyin merkezi orada yani. Market caddesinde sola donup 15 dakika yurursek SF gemi iskelesine ve eski otoyolun oldugu alana, saga donup yurursek Civic Center, Tenderloin, Castro, Mission semtlerine variriz. llk once sola donuyoruz, SF liman binasi daha cok lokanta ve yiyecek satan dukkanlari ile ilgi cekiyor. Bina, ogle vakti cevredeki isyerlerinden yemege gelenlerle tika basa dolu. Bu bolgeden eskiden bizim Mecidiyekoy'deki gibi havadan otoyol geciyormus, uzun suren ugraslardan sonra otoyolu yikip halka acik alan yapmislar. Gercekten hosca vakit gecirilebilinecek guzel bir bolge yaratmislar. Yemek yiyip biraz da dinlendikten sonra Market caddesinin geri kalan kismina gidelim.








Caddede Westfield alisveris merkezinin gectikten sonra sola girerek SoMa ( South of Market) bolgesine girelim. Burasi 1990'larin sonuna kadar pekte iyi olmayan bir bolgeymis, 1990'larin sonunda Silikon vadisine akan yatirimdan nasiplenen muhendisler mahalleye yerlesmeye baslamislar. Simdilerde yine biraz gozden dusse de kafeler ve resim galerilerinin oldugu guzel sokaklari olan bir yer. Market caddesine donup yurumeye devam edersek birden dukkanlarin kepenklerinin gunduz bile yari kapali oldugu, kaldirimlarin evsizler ve uyusturucu kullananlarla dolmaya basladigi Civic Center-Tenderloin bolgesine gelmis oluruz. Amerika'nin ciddi bir evsiz problemi oldugu malum. Sehrin en kalabalik bolgesinde yururken 100 metre icinde sosyal dokunun bu kadar cabuk degisip sokaklarin urkutucu bir hal almasi rahatsiz edici. Gece gelinmemesi gereken semtler listesine bir numaradan giris yapiyorum.

Market'in sonlarina yaklasiyoruz, sehrin kuruldugu noktayi gormeden durmak olmaz simdi. 16.inci cadde ile Mission caddesinin kosesindeki kilise binasi “Mission Dolores” sehrin mayasini calan yer. Butun yerlesim bu misyonun etrafinda olmus. Mission bolgesi ayni zamanda geceleri hareketli barlari ile biliniyor. Caddeye donup biraz daha devam ediyoruz, Castro'dayiz. Burasi ABD'nin gay baskenti, ara sokaklar, pencereler gokkusagi bayraklarla dolu. Karsidan kol kola gelen kadin kiligindaki iki erkege kimse donup bakmiyor bile. Tamam ben bakiyorum, alismamisiz napim? Market caddesi bitti. Bayagi da iyi yuruduk ama bitmedi. UCSF kampusunun oraya eski hippilerin baskenti Haight-Ashbury'a cikalim. Cikalim diyorum cunku dik bir yokus var. SF haritalari sizi aldatmasin, sehir kucuk ama cok yokuslu. Bazen kisa gorunen mesafeler yuru babam yuru bitmiyor.

Haight-Ashbury'de bizi kafeler, eski plak evleri, tutunculer, vitrininde kenevir isareti olan “duman dukkanlari (smoke shop)”, halen sadece batik elbise satmakta direnen magazalar ve eski kitapcilar karsiliyor. Cok yuruduk di mi? Gelin su kafede biraz oturalim, adi “ coffee to the people”, gecen zaman “power” i “coffee” ye cevirivermis.

Oturmak iyi geldi degil mi? Ama biz oturmaya mi geldik buraya, Golden Gate Park iki adim otede, biraz da orada dolasalim. Haftaici olmasina ragmen park insanlarla dolu: mangal yapanlar, kriket oynayanlar ( ingiliz olmasinlar??), frizbi atanlar ( halen olmemis su meret), kosanlar, cocuklarini dolastiranlar, skate kayanlar, ha bi de benim gibi yavas yuruyup tembellik edenler. Parkin icinde Japon Cay Bahcesine gidiyorum, 1800 ortalarindan bir Japon-Amerikali aile burayi baslatmis. Ikinci Dunya Savasinda ABD butun Japon kokenli vatandaslarini casusluk yaparlar korkusuyla toplama kamplarina koyup, mallarini da ellerinde n alinca cay bahcesi bir ara sahipsiz kalmis. Sonra Amerikali baska bir aile bakimini uzerine almis. Kafa dinlemek icin ideal bir yer: bonzailer, ozenle duzenlenmis japon baligi havuzlari, degisik budanmis agaclar, zen bahcesi ve tabi cay icilecek bir dukkan. Iyice yorulduk, geriye yurumek yerine troleybus'e atlayalim diyorum ( evet burada halen kullanimdalar, ustelik havayi kirletmedikleri icin populerler). Kaldigim yere varinca lobide bir Japonla karsilasiyorum. Gezi kitabi yazari, Turkiye'de Guneydogu'yu dolasmis. “ Hasankeyf'e yazik olacak” diyor, yerin tam ismini hatirlamasina sasiriyorum. “ Bak burada” diyor ve bilgisarinda Japonca bir sayfayi gosteriyor. Henuz Japonca sokebilecek hale gelemedim, ustelik bayagi yorulmusum, ama sohbet koyu biraz ABD'de dolastigi yerleri anlatiyor: yakinda kitabini basacakmis, onun icin herseyi not etmis. “ Turkiye kitabin ne zaman cikacak o zaman ?” diyorum. “ 3-4 senesi daha var” diyor, “ aceleye gerek yok”. Yarin erken kalkacagim icin erken yatiyorum: Barbados ucusu bayagi uzun olacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Google, Blogger yada OpenID hesabınızla girerek yorum bırakabilirsiniz. Spam yorumları siliyorum, gireceğiniz dış linkler takip edilemez. Teşekkürler

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...