Konuşmamız gereken önemli şeyler

Bazen sadece geziden konuşmak kesmez başka şeyler de konuşmak lazım: bugün seyahat değil de biraz dünya hallerinden konuşacağız. Seyahat yazısı okumak istiyorsanız bunu atlayabilirsiniz.  Devam edecekseniz, yazıdaki videolara ve linklere özellikle girip bakmanızı rica ediyorum. O zaman yazdığım daha kolay anlaşılır.

Hadi başlayalım.

Dünya Hızla Daha Önce Görülmemiş Bir Döneme Giriyor

İlk önce şu haritaya bir bakın. Son 36 senede ABD'de her eyalette en sık rastlanan işin ne olduğunu haritaya yazmışlar: kamyon şoförlüğü.



Şimdi şu videoyu bir seyredin. Şu anda sürücüsüz çalışan kamyonları ABD ordusu kullanıyor. Mercedes ve Volvo 5 yıl içinde sürücüsüz kamyon satışına başlayacaklarını duyurdu. Kamyon sürücülerinin sayısı bu teknolojiyle birlikte kaçınılmaz olarak düşecek. Yani ABD gibi bir yerde en fazla yapılan meslek birden yok olacak.



ABD'de ve Japonya'da bazı firmalar robot bekçiler kullanmaya başlamış durumda. Sizce bunların güvenlik görevlilerinin yerini alması ne kadar sürer?


Diyeceksiniz ki ABD'nın derdi bizi mi gerdi? Durun bir dakika otomasyon bayağı ucuzladı, Türkiye gibi bir yerde bile robot ( izin, hastalık, SSK vb işin içine katıldığında) ucuza gelebilir. Bu da bizden. Artık döner robotumuz var. Döner ustalarıyla uğraşmak istemeyen kafe sahibi bunlardan bir tane alabilir, ya da 2-3 usta tutmak yerine bir usta tutar geri kalan işi döner robotuna yaptırır.

Google geçen sene New York belediyesiyle sürücüsüz taksi hizmeti verme konusunda anlaşmaya vardı. Taksiciler de tarih olacak.

Amazon'un yeni deposunda 3000 robot görev yapıyor, yaklaşık 15000 vasıfsız işçinin maaş alma olanağını yok ederek.



  Japonya'da sadece robotların hizmet vereceği bir otel açılıyor.  Haber kaynağı:  http://www.livescience.com/49711-japanese-robot-hotel.html

Gazetelerde okuduğunuz haberlerin bir kısmını gazeteciler yerine artık bilgisayarların yazdığını , bu programların benzerlerinin avukatların işlerini ellerinden almaya başladığını  ve giderek doktor ve uçak pilotu gibi mesleklere göz diktiklerini hangi Türk gezetesinde okuyoruz? Sahi doktorunuz günde beş milyon sayfa tıbbi makale okuyabiliyor mu? Okuyamıyorsa bu bilgisayardan daha bilgili ve daha iyi kalabileceğini zannediyor musunuz? ( http://www.businessinsider.com/ibms-watson-may-soon-be-the-best-doctor-in-the-world-2014-4?op=1 )

Kısacası işiniz rutinse ve otomatik hale getirilebiliyorsa: düşük vasıflı ya da vasıfsızsanız artık dünyada işiniz çok zor. Vasıfsız işlerin otomasyonu daha yeni başlıyor ve sandığımızdan hızlı bir şekilde hayata geçmesi muhtemel. Yakın gelecekte üretim makinaların yaptığı sıkıcı ve basit bir iş olacak. Esas kazancı yeni ürün ve fikir tasarlayanlar kazanacak, yüksek teknolojinin önemi daha da artacak. Ülkemizin yüksek teknoloji ihracatıysa şaka gibi  %2'ye ancak yaklaşıyor.  Beğenmediğimiz Çin malı dediğimiz şeyler var ya, onlar bile dünya teknoloji pazarını ele geçiriyor: Çin'in ihracatının %45'i yüksek teknoloji. Türkiye ihracatta katma değeri az, el emeğine dayalı işler yapmaktadır. Hani bir benzetme yapacaksak ihracata bakarak ABD, İngiltere ve Çin gibi ülkeler okumuş biz ise amele kalmış durumdayız.

Daha yüksek vasıflı mal ihracı için daha yüsek vasıflı işgücü gerekiyor.

Bizdeki durum


Eğitim durumumuz nasıl bir bakalım mı?

Okuma yazma durumumuzdan başlayalım. Ortalama bir Türk'ün öğrenim görme süresi yaklaşık 7.6 sene: ortalama Türk çalışanı ilköğretim son seneden terk.

Türkiye OECD’nin PISA 2012 eğitim raporunda notunu yükseltse de, ortalamanın yine çok altında kalarak sınıfı geçemeyip 64 ülke arasında 42'nci sırada yer aldı.

Türkiye PISA 2012 Sınavı’nda, okuma becerileri alanında;   

65 ülke arasında 42. sırada. 34 OECD üyesi ülke arasında 31. sırada. Okuduğunu anlayamayanlara kızmayın tamam mı? Ortalama bir vatandaşımız okuduğunu anlayamıyor. Gerçek bu.


Türkiye PISA 2012 Sınavı’nda, matematik alanında;    

65 ülke arasında 44. sırada. 34 OECD üyesi ülke arasında 32. sırada. Aynı vatandaş hesapta yapamıyor.


Türkiye PISA 2012 Sınavı’nda, fen alanında;

65 ülke arasında 43. sırada.34 OECD üyesi ülke arasında 32. sırada. Okuyamayan ve hesap yapamayan birinin fen ve bilimler alanında iyi olmasını beklemediğimiz şaşırmadık değil mi?


Daha pek çok değerlendirme kriteri ve sıralamalar var. Aynı alanda köyleri,şehirleri,büyükşehirleri, farklı sosyo ekonomik, sosyo-kültürel seviyeleri kıyaslayan, ülkeleri kıyaslayan ama kabaca sonuç değişmiyor, hep sonlara yakınız.

Şimdi de zeka seviye testlerine bakalım.  IQ testi dünyada en çok kullanılan zeka ölçüm yöntemi.  Buna göre 100 ortalama zekayı gösteriyor. 100 altına doğru indikçe zeka azalıyor. Bakalım biz neredeyiz? Üniversite bitirmek için kabul edilen en düşük IQ değeri 103.  Türkiye'nin ortalama IQ seviyesi 90, üstümüzde 40 ülke var. "Pratik Türk zekası"ndan da fazla bir şey ummasak iyi olur.

Kaynak: http://sq.4mg.com/NationIQ.htm




Veriler diyor ki biz Türkler az eğitim görmüş, okuduğunu anlamayan, hesap yapamayan ve ortalamanın biraz altı zeki bir topluluğuz.  Bir şeyler ters gidince ( trafikte yol kesen araç, giysinizi yakan kuru temizleyici, etrafı batıran usta vb) "Allam, şimdi çıldırıcaaam" diye kızmaya gerek yok. Malzeme bu. 

Yukarıda saydığım unsurların bir sonucu olarak para eden ürünler değil de teknoloji gerektirmeyen basit mallar üretiyoruz: tekstil, araba, maden vb.  İnsan sermayesindeki düşük kalite, üretilen malların düşük vasıflı olmasına eklenince Türkiye bir türlü arzulanan hayat standardına yükselemiyor. Politikacılar Türkiye ekonomisinin büyüklüğü ile övünüyor: nüfusumuzun yüksekliği sayesinde ekonomi konusunda İsviçre gibi ülkelerden daha büyük göründüğümüz tek yer bu olduğu için ağızlarından "en büyük 17.nci ekonomiyiz" lafı düşmüyor. Halbuki dikkat edilmesi gereken vatandaş olarak nasıl yaşadığımız. O da şöyle.



İnsani gelişmişlik sıralamasında 69.uncu sıradayız, bir sürü kıytırık ülke vatandaşı bizden daha iyi yaşıyor ( Grafik kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/27121428.asp , bu adreste güzel bir de yazı var. Vaktiniz varsa girin bakın).


Aşağıdaki tablo "doğmak için en iyi ülke neresi?" sorusunu cevaplıyor. 2013 yılında Türkiye'de doğan biri 51. sırada hayata gözlerini açıyor.

 Bu hep böyle miydi? Hiç ilerleme yok mu? 1988 yılında aynı tabloda Türkiye 41.nci sırada. 26 senede 10 sıra aşağı inmeyi becermişiz.




Peki gelişmek için ne lazım?

Daha çok mal üretmek, daha vasıflı mal üretmek. Bunu başarmanın ana yolu daha iyi eğitilmiş bir iş gücüne sahip olmak. İlköğretimden terk bir işgücüyle yüksek teknoloji üretimi zor. Daha iyi bir eğitim için eğitime daha çok pay ayırmak şart. Şu anda hem öğrenci başı harcanan para, hem de Milli Eğitime genel bütçeden ayrılan pay olarak OECD ülkelerinde yine en alttayız. Ne kadar konuşsakta ülkemizde  eğitime yeteri kadar yatırım yapılmıyor. 

Yüksek teknoloji mallarına geçebilmek için yenilikçiliğin desteklenmesi, okuyan, sorgulayan, tartışan bir gençliğin yetiştirilmesi gerekiyor. Otokratik bir idareye doğru yol olan ülkemizde bu nasıl yapılacak?

Bu üstteki iki maddenin ele alınabilmesi için iyi yönetim gerekiyor: hem devlette hem özel sektör de.  Sanırım iyi yönetim sorununu çözmeden diğer sorunlara el atmak kolay olmayacak.

Yukarıda saydığım sorunları eğitimden başlayıp çözmeye bugün başlasak ( doğru bir plan yaptığımızı ve uyguladığımızı varsayarak) ilk sonuçlarını almamız 20 seneyi bulur. Bu yeni neslin yönetime geçmesi de bir 20 sene alır. Toplumlar yavaş değişir, ama değişir. Bir nesil boyunca doğru karar alabilecek ve doğru uygulayabilecek miyiz?

Bu sorunun cevabını bizi yönetmeleri için seçtiğimiz kişilerin birikimlerine, topluma yaptıkları katkılara ve çalışmalarına bakarak verebiliriz. İçinde bulunduğumuz ortamda gelecekle ilgili önemli sorulara ait politikalar üreten kişi ya da partilere kimse rağbet etmiyor. Edene kadar da dünyanın vasıfsız işçi deposu adaylığımız devam edecek.

Buraya kadar okuyabildiniz mi? Sabrınız için teşekkür ederim. Biz iyisi mi arada bir nefes almak ve yenilenmek için seyahat etmeye devam edelim.  Gezmek lazım bazen.



 Simdigezelim.com'a abone olan 5000'den fazla kişiye siz de katılarak daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgileri kaçırmayın. Abonelik için buraya gidiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Google, Blogger yada OpenID hesabınızla girerek yorum bırakabilirsiniz. Spam yorumları siliyorum, gireceğiniz dış linkler takip edilemez. Teşekkürler

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...